Son günlerin meşhur ismi Sapanca Gölü... Kaybetmeden Kıymet Bilinmezmiş...
KEL ÖLÜR SIRMA SAÇLI, KÖR ÖLÜR BADEM GÖZLÜ OLURMUŞ...
Şimdi diyeceksiniz ki, neden bu başlığı attım?
Hepimizin yakından takip ettiği gibi son haftanın gündemi malum bizim SAPANCA GÖLÜ oluverdi...
Ahh bu sosyal medya varya tıpkı bir bıçak gibi...
Ekmek kesmeye de yarıyor, insan öldürmeye de, ne niyetle kullandığınıza bağlı...
Yok gölde fokurmada olmuş, su kabarcığı olmuş, bir sürü seneryolar, felâket tellallığı...
Çocukluğum bu gölde geçti ve yaşım 51. Yüzmeyi de Sapanca Gölü'de öğrendim. Hepimizin bildiği gibi bu göl alttan kaynaklarla beslenen bir göl. Küçükken sandalla, şamrelle açılır yüzerdik, bu kabarcıklar hep vardı ve bundan sonra da olacak. Neticede alttan kaynayan bir göl özelliği taşıyor...
Gelin görün ki, sosyal medyada bir paylaşım; konuyu deprem tartışmalarına kadar getirdi. Yahu Kocaeli ve Sakarya zaten deprem bölgesi, bu gölün içinden de fay hattı geçiyor...
Bu yeni bilinen bir bilgi değil ancak insanları telaşa sokmaya ne gerek var. İlla ki kafamıza takılan bir soru veya merak var ise; Sakarya Üniversitesi de var, Su Ürünleri Fakültesi de...
Deprem bilim uzmanları da var...
Gelelim ikinci konumuza...
Kuraklık, küresel ısınma her yeri etkilediği gibi ülkemizi ve bölgemizi de yakından etkiledi. İçme suyu kaynakları iyice azalmaya başladı.
Ne gibi çareler bulunur, neler yapılması gerekir, alternatif kaynaklar neler olmalı yı tartışmamız gerekirken, bazı büyüklerimiz çıkmış Sapanca Gölü'nden su alan kurumların borularını sayıyor...
Kocaeli hiçbir zaman Sakarya'nın Gölden aldığı suyu ve miktarını sorgulamadı...
Neden sorgulasın ki; neticede ortak kullanım alanı olan bir göl. Aynı ülke toprakları sınırları içinde olan bir göl. Gölün ortasından veya belirli bir yerinden duvar da çekili değil...
Allah'ın bir velinimeti...
Şimdi ne hikmetse herkes; birden Sapanca Gölü sever ve hayranı oluverdi...
Keşke geçmişte de bu kadar tedbirler alınıp, üzerinde bu kadar fazla kafa yorulsaydı...
Ben küçükken evden cama çıkıp baktığım zaman tam karşımda Kırkpınar'da, Kurtköy'de, Yanık'ta, Yüzevler'de, meşhur patlatılan taş ocağının oralarda tek tük evlerin ışıklarını görürdüm. Şimdi ise karşımda koca şehir görüyorum. Dağların içindeki ağaçlar kesilmiş, beton yığınları ve siteler, bungolovlar, gölün kıyısında ve içinde cafeler restoranlar...
Dahası da var, hemde çok yazılıp çizilecek konular var...
Gidin görün Bodensee gölünü...
3 ülkeye sınırı vardır bu gölün. İsviçre, Almanya ve Avusturya...
Belirli alanlar haricinde etrafında ev miş, bungolov muş, içinde cafe restoran işletmecisiy miş, birini göremezsiniz. Göl çevresinde ve kıyılarında birden çok koruma alanı var, doğa koruma bölgeleri mevcut, adamlar tuttuğun balığın ölçüsüne kadar kontrol ediyor. Özellikle hassas sulak alanlar, yumurtlama alanları, doğal kıyı ekosistemleri içeren yerlerde yapılaşmaya izin verilmiyor...
Biz ne yapıyoruz, ırıp çekiyoruz. Birçok okurum şimdi ırıp ın ne olduğunu bilmeyebilir, yöresel bir terimdir ama gölün içindeki canlıları yok eden bir balık tutma yönteminden söz ediyorum.
Kimse bu gölün sahibi değildir. İsminden dolayı da " Göl bizimdir " algısı yapılmasını da doğru bulmuyorum...Göl ortak kullanım alanımızdır, ayrımcılığa da hiç gerek yoktur. Rabbim bize bu güzel nimeti vermiş ise; bize de bunu güzelce koruyup kollamak düşer. Eksik arandığı zaman bulunur ama amacımız var olan güzelliğe ve nimete sahip çıkmaktır...
Kurumların iki tane veya dört tane su borusu gündem olmamalı. Zararın neresinden dönersek kârdır anlayışı ile başka alternatif ve yatırımların bölge insanına kazandırılıp, hizmete açılabilmesi konuşulmalı diye düşünüyorum...
Yoksa Sapanca Gölü'nün etrafı olmuş ticari rant merkezi...Su fabrikaları ise ayrı bir tartışma konusu...ancak bizler burada doğduk ve yaşıyoruz...tedbirler zamanında alınmış olsaydı, bugün daha farklı şeyler konuşur ve yazardık. Ben inanıyorum ki, gölümüz yine eski günlerine dönecektir İnşallah. Dolup taşacak ve her iki ilimize de yetecek seviyeye gelecektir.
Bir musibet bin nasihattan iyidir derler, umarım herkes burdan ve bu yaşanılan süreçten kendine dersi çıkarır, bundan sonraki süreçte de daha çok radikal kararlarla Sapanca Gölü'müze dört elle sarılırız.
İş işten geçtikten sonra ah vah etmenin de kimseye faydası olmaz diyor, hepinize saygılarımı sunuyorum...
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Kocaelispor’dan büyük mesaj 14 Eylül 2026 Pazartesi
- Bazen Rakip Oynar; Siz Kazanırsınız... 08 Eylül 2026 Salı
- Fırsat Avcısı Kocaelispor... 30 Ağustos 2026 Pazar
- Selçuk İnan Sinekten Yağ Çıkartıyor! 26 Ağustos 2026 Çarşamba
- BÖYLE GİDERSE SEZON SANCILI GEÇER... 18 Ağustos 2026 Salı
- Bir Yanda Sanayi, Diğer Yanda Tarım 14 Temmuz 2026 Salı
- Futbolda Yeni Dönem: Hesap Kitap Zamanı 13 Temmuz 2026 Pazartesi
- Yarın Diye Bir Gün Var Mı? 10 Temmuz 2026 Cuma
- KIRKPINAR'DA NÖBET DEĞİŞİMİ! 06 Temmuz 2026 Pazartesi
- Kazanan Kocaelispor Olsun... 21 Mayıs 2026 Perşembe