YAZAR İsmail ÖZCAN: Ordumuz; her zaman, her devirde milletimizin en önemli, en değerli kurumu olmuştur. Yükselen Değerimiz ve Gücümüz: Ordumuz! ...
Ordumuz; her zaman, her devirde milletimizin en önemli, en değerli kurumu olmuştur. Tarihte ve yakın geçmişimizde kısa süreli başkaldırıları, padişaha ve siyasal iktidarlara müdahaleleri olduysa da genel olarak milletin emrinde vatanın savunmasında en büyük yükü üstlenmiş; en zor şartlarda bile görevini yapmıştır.
Adnan Menderes, “Ne zaman ulusal ve uluslararası bir sorunla ilgili olarak çoklu bir masaya oturacak olsam arkamda ordumuzun gücünü hissetmişimdir” demiştir. Ordumuzun en büyük yanlışlarından biri bunu diyen adama karşı darbe yapıp suçsuz yere idam etmesidir. İnsanlardan oluşan bir kurumda ne kadar önemli ve değerli olursa olsun böyle istisnalar yaşanabiliyor. Ordumuz, Menderes’e yapılan darbeden sonra da yaklaşık elli yıl boyunca ara ara siyasal iktidarları devirerek yönetime el koymuş ya da perde gerisinden iktidar değişikliklerine ön ayak olmuştur.
Bir ordu iç politikayla ne kadar ilgilenirse dış düşmana karşı gücünden o ölçüde zaaf göstermiş oluyor. Bu bizim için de başka ülkeler için de geçerli bir tespittir.
Günümüz Türk ordusu gücünün ve prestijinin doruğundadır. Bu durumun nedenleri muhteliftir. Bunlardan bir tanesi artık ordumuz bütün demokratik ülkelerde olduğu gibi tam olarak siyasal iradenin, başka bir deyimle sivil otoritenin emrindedir. En azından son on yıldır bu durum artık kesinleşmiştir. Ordumuz, 15 Temmuz hain FETÖ kalkışmasından hemen sonra yüzden fazla FETÖ’cü generalin ordudan temizlenmesinin arkasından Suriye’nin kuzeyinde art arda çok başarılı sınır ötesi harekatlar gerçekleştirebilmiştir. Son on yıldır ordumuzun gücü de imajı da hep yükseliştedir.

Trump’ın birinci dönem başkanlığının son günlerinde onun savunma bakanı Mike Pompeo Fener Patrikhanesini ziyarete gelmişti. O ziyaret sırsında bir soru üzerine verdiği, “Türk ordusunun bu kadar güçlü olması bizi sıkıntıya sokuyor” şeklindeki cevabı o zaman yeterince dikkat çekmemişti. Başkan Trump, ikinci başkanlığı sırasında da her fırsatta ordumuzun gücünden, donanımından bahsediyor. Dünyanın bu güce yeterli dikkat etmediğini söylüyor. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ve birçok AB ülkesi yetkileri de aynı anlamda açıklamalar yapıyor.
1980’li, 90’lı, 2000’li yıllarda ordumuz ne yazık ki iç politika ile uğraşmaktan dışarıya güç ve kalite mesajı vermeyi başaramıyordu. NATO’nun sadece asker sayısı bakımından büyük ordusu olarak görülüyordu. Ama birçok silah araç ve gereci ve bunların lojistiği bakımından dışarıya bağlı oluşu da çok açık seçikti. Ordumuz böyle bir zaaf içinde olduğu halde bilhassa 1960’lardan itibaren siyasal iktidarlara kafa tutma, ayar verme, istikamet dikte etme tutumundan da hiç taviz vermiyordu. Bu anlamda sesleri çok çıktığı için Türk halkı, her dönemin genel kurmay başkanının, kuvvet komutanlarının, hatta ordu komutanlarının bile isimlerini bilirdi. Bakanlar kurulu üyelerinin adları onlar kadar bilinmezdi. Bu da Türkiye’ye özgü bir durumdu.

Bugün artık bunlar geride kaldı. Bütün demokratik ülkeler gibi ordumuz vatan savunmasına odaklanmış bulunuyor. Her bakımdan üst düzeyde bir donanıma ve çok güçlü bir milli lojistiğe sahip kılınmış durumda. Son 20 yılda ordumuzun ihtiyacı olan silah araç ve gerecin yüzde 80’i yerli ve milli üretimle karşılanıyor. Bu oran daha önce yüzde 20’lerdeydi. Halk bizde de artık genel kurmay başkanından çok milli savunma bakanını biliyor. Tek başına bu durum bile çağdaşlaşma yolunda ne kadar mesafe aldığımızın bir ifadesidir.
Vatanımız Anadolu’nun dünya coğrafyasındaki konumu nedeniyle Türk devletine sağladığı jeopolitik güç, ordumuzun bugün ulaştığı güç ve kapasiteyle tam olarak örtüşmüş durumdadır. Jeopolitik güç önemli olmakla beraber güçlü bir orduyla tahkim edilmedikçe ondan gerekli yarar sağlanamamaktadır. Bugün artık jeopolitiğimizi kendi çıkarlarımız için değerlendirebilecek bir askeri güce sahibiz. Türkiye’nin bugün bütün dünyada yükselen bölgesel güç imajının arkasında güçlü bir lider yönetimindeki istikrarlı bir hükümet, jeopolitik ve askeri güç bulunmaktadır.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Çankaya ve Beştepe!... 11 Eylül 2026 Cuma
- Fetö Direniyor!.. 11 Ağustos 2026 Salı
- AHBAB’ın Ülkeye ve İnsanlara Kötülüğü. 01 Ağustos 2026 Cumartesi
- İnsanlığa Dair Ümidimiz Yeşerdi!. 23 Temmuz 2026 Perşembe
- Türkiye'de Kelepçe Uygulaması. 18 Temmuz 2026 Cumartesi
- AB'nin Türkiye Raporu... 10 Temmuz 2026 Cuma
- Emek, Sermaye ve Sömürü.. 25 Haziran 2026 Perşembe
- Dilde Özleştirme... 11 Haziran 2026 Perşembe
- Menderes'i Nasıl Bilirdiniz?... 29 Mayıs 2026 Cuma
- Dini Anlama, Yorumlamada da Özgürlük Ezemdir!... 18 Mayıs 2026 Pazartesi