Yumuşayan dil, sertleşen toplumu iyileştirir Pusulasız Gemiler ve Siyaset

20 Şubat 2026 01:45
Siyaset nasıl yapılmalı...Sadece gündelik meseleleri yönetmek mi?Yıllardır kaybettiğimiz en büyük erdem nedir? Hasan Hüseyin AKGÜN'ün kaleminden...

Pusulasız Gemiler ve Siyaset

Gözlerinizi kapatın.

Bir anlığına sloganları susturun, ekranları kapatın, tarafları unutun. İçinizdeki sesi dinleyin. Çünkü siyaset dediğimiz şey, aslında insanın iç dünyasındaki pusulanın toplumsal hayata yansımasından ibarettir. İç pusula şaşarsa, gemi de şaşar.

Bugün kendimize sormamız gereken soru şu: Siyaset nasıl yapılmalı?

Seçilmiş belediye başkanlarının, vekillerin, kanaat önderlerinin en belirgin vasfı ne olmalı? Sadece gündelik meseleleri yönetmek mi? Yoksa entelektüel birikimle, tarihsel derinlikle ve fikir zenginliğiyle yön vermek mi?

Sağ gelenekten gelen bir siyasetçi karşıt düşünceyi temsil eden fikir adamlarını okumalı mı? Elbette okumalı. Sol gelenekten gelen bir siyasetçi, muhafazakâr damarların tarihsel hafızasını tanımalı mı? Elbette tanımalı.

Karşıtını okumak, ona teslim olmak değildir. Onu anlamaktır. Anlamak ise insanı yumuşatır. Yumuşayan dil, sertleşen toplumu iyileştirir.

Bugün siyaset kurumunun durağanlığından şikâyet ediyorsak, belki de bunun sebebi zihinsel tembelliğimizdir. Aynı cümleler, aynı öfkeler, aynı kutuplaşmalar… Bir arpa boyu yol alamayışımız biraz da birbirimizi tanımayışımızdan değil midir?

Empati… Yıllardır kaybettiğimiz en büyük erdem.

Bir insanın yerine kendini koyup onun gibi düşünmek bu kadar mı zor? Aynayı karşı tarafa çevirmek neden bu kadar ağır geliyor? Neden hep “benim dediğim doğru” ısrarındayız?

Siyaset kavgalarının temelinde yalnızca gelir-gider hesapları yok. Orada kimlikler var. Aidiyet korkuları var. “Biz ve onlar” ayrımı var. “Sen sağ, ben sol. Sen Alevi, ben Sünni.” Bu cümleler her defasında bağrımıza saplanan görünmez hançerler değil mi?

Ve sonra soruyoruz: Neden kaybediyoruz?

“Kazanan Türkiye olacak” demek kolay. Zor olan, kendi küçük çıkarlarımızdan vazgeçip gerçekten ülkenin genel menfaatini öncelemek. Ülkenin çıkarını kendi şahsi idealinin önüne koyamayan bir siyasetçi, hangi sıfatla yön verebilir?

Siyaset emanet işidir. Gövdesini bu millete hizmet idealine koymayan, risk almayan, adalet terazisini şaşıran kim olursa olsun; adı ne olursa olsun, eksiktir.

Unutuyoruz: Dünya geçiyor.

Makam geçici.
Servet geçici.
Şöhret geçici.

Geriye kalan şey, gökkubbede bıraktığınız sada. O sada ya bir hayır duası olur ya da bir kırgınlık.

Değişim nereden başlamalı? En alt idareden. Yerelden. Belediye başkanı kimsenin değil, herkesin başkanı olmalı. Vekil “benim adamım” ya da “senin partilin” ayrımı yapmamalı. İdareci herkese eşit mesafede durmalı.

Ama bu tek taraflı bir beklenti değil. Vatandaş da daha çok okumalı. Daha entelektüel olmalı. Gündemi sadece sloganla değil, derinlikle okumalı. Empati kurmayı öğrenmeli. Çünkü pusulasız gemiler yalnız kaptanın değil, susan mürettebatın da sorumluluğudur.

Belki bu dönüşüm kısa sürede olmaz. Ama bir kartopu gibi büyüyebilir. Küçük bir adalet duygusu, küçük bir empati, küçük bir iyi niyet… Zamanla çığ olur.

Yeter ki o çığın altında kalmayalım.

Siyasetin pusulası akıldır.
Vicdandır.
Adalettir.
Emanettir.

Akletmenin zamanı çoktan geldi.
Belki o zaman kaybeden taraflar değil, gerçekten kazanan bir memleket olur.

YORUMLAR
  • Toplam 5 yorum
Muzaffer Meriç 00:05 - 27 Şubat 2026

Hasan kardeşim, çıktığınız yolda hayırlı hizmetlerde bulunmayı Allah nasip etsin. Yeni yazılarınızı heyecanla bekliyoruz.

0 Beğenmedim
Adem kılıç 22:30 - 23 Şubat 2026

Hasan abim ağzına sağlık

0 Beğenmedim
Süpersiniz 23:09 - 20 Şubat 2026

0 Beğenmedim
Oktay Maden 11:37 - 20 Şubat 2026

Emeğine sağlık

0 Beğenmedim
Mehmet 11:34 - 20 Şubat 2026

Eline diline sağlık

0 Beğenmedim

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
X