Hasan Hüseyin AKGÜN'ün kaleminden... Her Şeyin Olağanlaşması

17 Mayıs 2026 12:15
Ancak sadece "benim adamım" yaptığı zaman doğru, "senin adamın" yaptığı zaman yanlış demek de adalet değildir...Devamı köşe yazısında...

 

HER ŞEYİN OLAĞANLAŞMASI

Her şeyi olağan hâle getirmek, artık en büyük sıradanlığımız oldu. Garip bir giriş oldu farkındayım ama olağanüstü yanlışları normalleştirmek için nasıl canhıraş bir çalışma yürütülüyor, farkında mısınız? Üstelik bu toplumsal hissizleşmeyi tereyağından kıl çeker gibi, ruhumuz bile duymadan yapıyorlar.

Yılların getirdiği tortulaşma; insanlığımızı, duygularımızı ve yanlışa "yanlış" diyen taraflarımızı esir almış durumda. Doğrular yanlış, yanlışlar doğru olmuş artık. Bu ataleti, bu anomaliyi görüp de normal olmayanları “normal değil” diye işaret edenleri toplumun önüne hedef olarak atmak ise yeni bir âdet hâline geldi.

Her doğruya doğru demeyi bir kenara bıraktım; artık yanlışlara yanlış demek bile toplum nezdinde "hafifmeşrep kelamlar" gibi algılanıyor. O kadar hızlı bir dönüşüm yaşadık ki, değişim bile uğradığı değişimin farkında değil.

İşte tam da bu yüzden; farkına varılmayan yanlışlıkları haykıracak, normalleştirilen ahlaksızlıkların ahlaksızlık olduğunu söyleyecek, çatlayan ar damarımızı tamir edecek yeni vizyoner ve ahlaklı insanlara ihtiyacımız var. Bu mesele artık bir beka meselesidir; olmazsa olmazımızdır. Tez zamanda kaybettiğimiz mefkûremizi yeniden içselleştirecek, düşünen ve “Ben buradayım!” diyebilen gençlere ihtiyacımız var. Çünkü ahlaksızlık ve gündelik yaşamlarımızdaki yozlaşma, kadim tarihimizin hiçbir evresinde bu denli sığ ve amaçsız hâle gelmemiştir.

Açık konuşalım... Bu kadim insanların yaşadığı, ilalebet payidar olmasını temenni ettiğimiz ülkemizde “Her şey güllük gülistanlık” diyen her kim olursa olsun, zinhar yalan söylüyordur. Onlardan uzak durun. Ekonomimiz, bazı basın yayın organlarında gösterilmek istendiği gibi toz pembe değil, el-hak bu da doğru. Lakin engebeli arazide yürümek, uçsuz bucaksız düz bir ovada yürümek kadar kolay değildir. Bunu kabullenmek de bir feraset işidir.

Ancak sadece "benim adamım" yaptığı zaman doğru, "senin adamın" yaptığı zaman yanlış demek de adalet değildir. “Her şey çok güzel olacak” diyerek başlayıp bir türlü güzel oldurulamayan yanlışların peşine takılıp gitmek ne kadar yanlışsa; bu ülkede yapay zekâyla oluşturulan devasa uçak gemilerinin uçurulduğu hayalî görsellerin ardına takılıp gitmek de o denli yanlıştır.

Artık göz göre göre normalleştirilen, kimin elinin kimin cebinde olduğunun belli olmadığı iğrenç kamera kayıtlı filmlerin üreticilerine karşı radikal adımlar atılması gerektiğine inananlardanım. Bu film makaralarına devlet eliyle el konulup imha kararı verilmesi artık şarttır.

Ben artık bir büyükşehir belediye başkanının sekreteriyle olan gönül ilişkisini duymak istemiyorum! 

Bir başka siyasetçinin karısına aldırdığı lüks çantanın aynısını sevgilisi olduğu iddia edilen özel kalem müdürüne de sipariş ettiği haberlerini okumak istemiyorum!

Bir başka cenahtan bir belediye başkanının, meclis üyesinin ya da akrabasının “Ya Allah Bismillah” diyerek yanındaki, yandaşındaki insanlara doğrudan temin ihaleleriyle servet transferi yapmasını, izlemek istemiyorum. Şoförüne, danışmanına şirketler kurdurup tüyü bitmemiş yetimin hakkını hortumlayan o aşağılık haberleri duymak istemiyorum. Yazıktır, günahtır!

Bakara Suresi'nde açıkça buyruluyor:“İnsanlardan öyle kimseler vardır ki, 'Rabbimiz! Bize dünyada ver' derler; böyle kimseler için ahirette bir nasip yoktur. Onlardan öyle kimseler de vardır ki, 'Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik, ahirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından muhafaza eyle' derler.

”Bu ayet-i Kerimenin ilk kısmını esasa alıp, her şeyini dünyaya bağlama cüretini gösteren insanları ne görmek ne de duymak istiyorum.

İsteklerimin suya yazılmış ve gazoz ağacında sallanan hayaller olduğunun da farkındayım.Ama ne yaparsın işte; garibiz ve bizim tek ekmeğimizde, geleceğe olan umudumuz...Herkese ve her şeye rağmen her zaman bir umut var olmalı. 

Ve bu gün gelecekten umudu olan insanlara, dünden çok daha fazla ihtiyacımız olduğunu düşünenlerdenim 

Vesselam..

Küçük bir Teşekkür…İzmit Belediyesi ve başkanına küçük bir teşekkür borcumuz var. Kuruçeşme mevkiinde, D-100 karayolu üzerindeki eski Efe Tur yazıhanesi önünde bulunan iki bayrak direğindeki yırtılmış, deforme olmuş ve rengi solmuş Türk bayrakları, talebimizi ilettiğimiz gün içinde yenileriyle değiştirildi. Üstelik öncesi ve sonrası fotoğraflanarak tarafımıza iletildi. Devletin ve milletin sembolüne gösterilen bu hassasiyet, bizim gibi sade vatandaşlar için gerçekten çok değerli.

YORUMLAR
  • Toplam 1 yorum
ülkü suluk 10:46 - 25 Mayıs 2026

Kaleminize sağlık. Uzun zamandır toplumun hissedip de dile getiremediği birçok şeyi cesurca ifade etmişsiniz. Özellikle yanlışların normalleştirilmesi ve insanların buna alıştırılması konusundaki tespitleriniz çok kıymetli. Eleştirirken bile umut vurgusunu kaybetmemeniz ayrıca değerli olmuş. Duyarlı, vicdan sahibi insanların hâlâ var olduğunu görmek umut veriyor.

0 Beğenmedim

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
X