Hasan Hüseyin AKGÜN'ün kaleminden... DENETLEYENLERİN DE DENETLENMESİ
DENETLEYENLERİN DE DENETLENMESİ
Denetleyenleri de denetleyen birileri olmadan bir zerre misali ileri gitmek zordur. Çünkü insanın, kendisini denetleyen bir mekanizmaya ihtiyaç duyduğu gerçeği değişmez. Hele ki mesele kamu kurumları olunca işin rengi iyiden iyiye değişir.
Son günlerde piyasayı domine eden yolsuzluk, irtikâp ve rüşvet davalarına baktıkça insanın aklına aynı soru geliyor:
Denetleyenlerin de denetlendiği bir sistem olsaydı bugün bunları konuşuyor olur muyduk?
Şantajların, kasetlerin havada uçuştuğu, kimin elinin kimin cebinde olduğunun belli olmadığı, makamların millete hizmetten çok şahsi çıkarlara hizmet ettiği bir düzende; etkili ve tavizsiz bir denetim mekanizması olsa acaba bu kadar pervasız davranılabilir miydi?
Biraz düşünelim...
Bir insan, yaptığı her işlemin denetlendiğini, mal varlığının sorgulanabildiğini, yakın çevresinin para hareketlerinin gerektiğinde incelenebildiğini bilseydi aynı rahatlıkla hareket edebilir miydi?
Kanaatimce bu denetim mekanizması hayata geçirilmelidir. Üstelik kurumların içinde ama kurumlardan bağımsız bir yapıyla oluşturulmalıdır. Kamu görevi yapan hiç kimse bu denetimin dışında bırakılmamalıdır. Her durumda hesap verebilmeli, her durumda izah edebilmelidir.
Bir kere şunu kabul etmek gerekir; devlet adına görev yapan insanlar sıradan bir iş yapmazlar. Hele ki idareci pozisyonunda bulunanlar yalnızca kendilerini değil, temsil ettikleri kurumu da temsil ederler. Bu sebeple denetimler altı aylık periyotları geçmeyecek şekilde düzenli olarak yapılmalıdır.
Şimdi diyeceksiniz ki, "Yemin etmiyorlar mı?"
Ediyorlar.
Ama karakolda doğru söyleyip mahkemede şaşanları da gördük. Göreve gelirken başka, soruşturma geçirirken başka konuşanları da gördük. Demek ki mesele yalnızca yemin etmek değil; denetimi kesintisiz ve tavizsiz sürdürebilmektir.
Yapılan işlerin denetimi A Partisi'nden, B Partisi'nden anlayışıyla değil; her görüşten, her kurumdan insanların bulunduğu bağımsız yapılar tarafından gerçekleştirilmelidir. Çünkü denetim siyasi değil, vicdani ve hukuki bir meseledir.
Denetleyicilerin denetlenmesi dedik ya...
İşte bu mekanizmanın sürdürülebilmesi için gerekli yasal düzenlemeler de mutlaka yapılmalıdır. Bir ilçeye seçilen belediye başkanı dokunulmaz değildir. Bir kurum yetkilisi dokunulmaz değildir. Bir bürokratın hata yapma lüksü yoktur. Çünkü oturulan koltuklar şahısların değil, milletindir.
Cumhuriyetimizin ilk yıllarından bugüne kadar birçok yanlış yapıldı. Daha kötüsü, bu yanlışların önemli bir kısmında ısrar edildi. Yanlışa yanlış diyenler sürüldü, dışlandı, itibarsızlaştırıldı. Gücü elinde tutanlar semizleşirken, halkın tarafında duranlar çoğu zaman ekmek kavgası vermek zorunda kaldı.
Bugün dönüp baktığımızda açıklanamayan servetleri, milyonluk para hareketlerini, akrabalar üzerinden yürütülen ilişkileri ve bitmek bilmeyen iddiaları görüyoruz.
Bütün bunlar bize tek bir şey söylüyor:
Denetimin olmadığı yerde cesaret bulan şey dürüstlük değil, suistimaldir.
Şimdi tekrar soralım...
Denetleyenlerin de denetlendiği güçlü bir mekanizma olsaydı, bu kadar rahat hareket edilebilir miydi?
"Nasıl olsa üç beş yıl yatar çıkarım" rahatlığı bu kadar kolay ortaya çıkabilir miydi?
Bir başka soru daha...
Kamu kaynaklarını şahsi servetine dönüştürenlere iyi hâl indirimi uygulanmalı mıdır?
Kamu vicdanı ile hukuk vicdanı her zaman aynı noktada buluşur mu?
Takdiri kamuoyuna bırakıyorum.
Gönül daha çok şey yazmak istiyor bu konuda. Lakin işte dedik ya; bunlar biraz da suya yazılan yazılar. O sebeple kalan cümlelerimizi bir başka güne bırakalım.
Belki bir gün, denetleyenlerin de gerçekten denetlendiği bir memlekette yeniden konuşuruz bu meseleleri.
Muhabbetle kalın.
- Toplam 2 yorum
Büyükşehir 04:52 - 23 Haziran 2026
Heyyy maşallah. Tebrik ediyorum Hasan kardesim
Necati 22:42 - 22 Haziran 2026
Doğru yazıya ne denir. Kalemine sağlık.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Tek Ayakkabı Hizmeti ve Kaybettiğimiz Vicdanımız 12 Eylül 2026 Cumartesi
- Aynı masaya oturamamak... 03 Eylül 2026 Perşembe
- Zamanı Kesmezsen, Zaman Seni Keser 04 Ağustos 2026 Salı
- 28 Şubat Özleminde Bugün 13 Temmuz 2026 Pazartesi
- Olimpus'un Çocukları ve Tanıdık Simalar 08 Temmuz 2026 Çarşamba
- Okyanusta Yüzüp Suyu Arayan Gafletimiz 05 Temmuz 2026 Pazar
- Altı Üstü Dünya İşte... 28 Haziran 2026 Pazar
- Bu Ülkede İki Cephe Vardır 13 Haziran 2026 Cumartesi
- Merhamet ve Kalp 03 Haziran 2026 Çarşamba
- SON KİŞİ ÖLDÜĞÜNDE... 26 Mayıs 2026 Salı