Hasan Hüseyin AKGÜN'ün kaleminden... BAAL MI, HİLAL Mİ?
BAAL MI, HİLAL Mİ?
Baal boynuzu; Akad, Babil, Kelt ve Aztek mitolojilerinde bereket, yağmur ve fırtına tanrısı Baal'ı simgeleyen; yukarı bakan hilal veya öküz boynuzu şeklindeki paganist bir semboldür. Bu sembol, tarih boyunca genellikle karanlık güçlerle ve sapkın inançlarla ilişkilendirilmiştir.
Gençlik yıllarımızda bildiğimiz, gölgesinde huzur bulduğumuz o kadim İslam Hilali, son 30-40 yıl içinde sessiz sedasız bir "devrimle" değiştirildi. Günümüzde bu hilal, ne yazık ki yukarıda bahsettiğimiz antik çağların pagan tanrısı Baal’ın boynuzlarına benzetilmeye başlandı.
Peki, neden bu hale geldi? Bin beş yüz yıllık medeniyetimizin sembolü olan, ufka sağa bakarak doğan o zarif hilal, küçük dokunuşlarla nasıl oldu da bu sapkın inancın boynuzlarına dönüştürüldü? Bu dönüşümün önünü kimler açtı? Camilerimizin kubbelerindeki mahyalar, minarelerimizin ucundaki alemler neden birer "Baal boynuzu" suretine büründü? Şimdi bunu derin bir tefekkürle kendimize sormamız gerekiyor.
"İstediğiniz kadar dağlara haç dikin, gökyüzüne her baktığınızda Hilal’i göreceksiniz" diyen "Bilge Kral" Aliya İzzetbegoviç’in bahsettiği o izzetli hilal ile bugün minberlerimizde, mihraplarımızda, seccadelerimizde gördüğümüz figür aynı mı? Hilal’in temsil ettiği muhatap İslam değil mi? Öyleyse, bilerek ve kasten yapıldığı sezilen bu değişime karşı "etkili ve yetkili" ağızlar neden suskun?
Bu vahim değişimin muhatabı sadece üç beş kişi mi? Bizim Diyanetimiz, köklü İslami derneklerimiz, vakıflarımız ve cemaatlerimiz nerede? Bu işe kurumsal bir iradeyle el atacak, hilalimizi o "Baal boynuzu" belasından kurtarıp aslına döndürecek bir gücümüz, gidecek bir makamımız yok mu?
Lütfen dikkatle bakın; cami kubbelerine, minare alemlerine, namaz kıldığınız mihrabın kenarındaki o süslemeli ışıklara... Hepsi birer boynuz formuna bürünmedi mi? Bazılarınızın "Yahu, kala kala buna mı kaldık? Ramazan’da sakız çiğnemek orucu bozar mı tartışması gibi sığ bir konu bu" dediğinizi duyar gibiyim. Ama durum hiç de öyle değil!
Burada kasten ve tasarlanarak yapılan bir operasyon var: İslam’ın kutsal sembolü, dünyeviliğin ve sapkınlığın simgesiyle yer değiştiriyor. Biz ise her zaman yaptığımız gibi sadece bakıyoruz. Bakıyoruz diyorum, çünkü tepki vermeden izlemeye devam ediyoruz.
Bu "Baal boynuzu" figürünü tekrar "Hilal" ile değiştirmek artık bir mecburiyettir. "Bir hilal uğruna ya Rab, ne güneşler batıyor" diyen Akif’in bahsettiği hilalimizi; İstanbul’u fethederken surlara dikilen o şanlı hilali geri istiyoruz! En önemlisi, İslam’ın saf sembolünü geri istiyoruz.
Bu bir hakikat mücadelesidir. Minarelerimize ay ve yıldızın asaletini yeniden nakşedecek, alemlerimizi aslına döndürecek o şuurlu insanlara, cami derneklerine ve cemaatimize güveniyorum. Bu ruhun bizde hala canlı olduğuna inanıyorum.
Vesselam...
- Toplam 2 yorum
ülkü suluk 09:12 - 14 Mayıs 2026
Kaleminize sağlık,gerçekten düşündüren ve farklı bir bakış açısı sunan etkileyici bir yazı olmuş.Günümüzde çoğu insanın fark etmeden geçtiği detaylara dikkat çekmeniz çok değerli.Anlatımınız akıcı,mesajınız ise oldukça güçlüydü.Emeğinize sağlık.
izmitli 10:09 - 13 Mayıs 2026
neden böyle yapıyorlar neden bakmıyorlar
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Peki Ahirette Ne Olacak! 02 Kasım 2026 Pazartesi
- “Cambaza Bak!” Meselesi... 22 Ekim 2026 Perşembe
- HER YASAL HAK HELÂL DEĞİLDİR! 11 Ekim 2026 Pazar
- Unutmak Bize Yakışmıyor 03 Ekim 2026 Cumartesi
- Vira Nazende Balık Dedik 20 Eylül 2026 Pazar
- Tek Ayakkabı Hizmeti ve Kaybettiğimiz Vicdanımız 12 Eylül 2026 Cumartesi
- Aynı masaya oturamamak... 03 Eylül 2026 Perşembe
- Zamanı Kesmezsen, Zaman Seni Keser 04 Ağustos 2026 Salı
- 28 Şubat Özleminde Bugün 13 Temmuz 2026 Pazartesi
- Olimpus'un Çocukları ve Tanıdık Simalar 08 Temmuz 2026 Çarşamba