Hasan Hüseyin AKGÜN'ün kaleminden 28 Şubat... 28 Şubat ve "1000 Yılın" Hikayesi
*28 Şubat ve “1000 Yılın” Hikâyesi*
28 Şubat 1997… Bir tarih değil sadece. Bir kırılma… Bir evrilme… Ve belki de bir başlangıcın sonu. “Bin yıl sürecek” denilen bir sürecin, aslında bir millete biçilen ömrüydü bu. Ama hesap edenler şunu unuttu: Bu topraklarda hiçbir vesayet, millete rağmen bin yıl yaşayamaz.
O gün; hukuk ayaklar altına alındı, adalet eğilip büküldü, demokrasi askıya alındı. Silahlar konuşmadı belki ama medya konuştu, manşetler konuştu, ekranlar konuştu. Tanklar sokakta değil, zihinlerde yürüdü.
Seçilmiş bir hükümet —REFAHYOL— doğrudan değil, dolaylı yollarla hedef alındı. Adına “postmodern” dediler. Sanki darbeyi yumuşatınca, yaşananlar da hafifliyormuş gibi… Oysa yaşanan apaçık bir müdahaleydi. Bir irade gaspıydı. Bir milletin tercihlerine “ayar verme” çabasıydı.
“Batı Çalışma Grubu” adı altında kurulan yapı; asker, bürokrat, akademisyen ve medya eliyle bir denetim mekanizmasına dönüştü. Devletin içinde, devlete rağmen işleyen bir başka akıl…
Ve bir kavram üretildi: irtica. Ne kadar kullanışlı bir kelime… İçini doldurmaya gerek yok. Söylemesi yeter. O kelimeyle insanlar fişlendi. O kelimeyle hayatlar karartıldı. O kelimeyle kapılar kapandı.
MGK kararlarıyla; ordudan atılanlar, mesleğinden edilenler, okullarına alınmayan gençler, diplomaları verilmeyen öğrenciler… Bir nesil susturuldu. Milyonlarca insan, görünmeyen listelere yazıldı çizildi fişlendi.
Dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan istifa etti. Siyaset yeniden dizayn edildi. Partiler kapatıldı, yenileri kuruldu. Ama asıl kırılma, devamında yeniden kurulan Fazilet Partisinden seçilen 111 milletvekilinden biri olan Merve Kavakçı’nın yemin edeceği Meclis kürsüsünde yaşandı.
Merve Kavakçı… Seçilmiş bir milletvekili olarak kürsüye çıktığında, dönemin başbakanı Bülent Ecevit’in şu sözleri yankılandı: “Bu kadına haddini bildirin.” Aslında o gün, bir kişiye değil; bir anlayışa, bir kimliğe, bir tercihe “had” bildirilmek istenmiş ve hala devam eden bir 28 Şubat sürecinin olduğunu gözler önüne serilmişti.
Peki bu süreci hazırlayan etkenler nelerdi? Kocatepe Camii’ndeki provokatif görüntüler, Susurluk’ta ortaya saçılan kirli ilişkiler, “Sürekli aydınlık” eylemleri, DGM süreçleri… Hepsi bir zincirin halkalarıydı. Ve o zincir, sonunda bir iradeyi boğmak için sıkıldı.
Ama hikâye burada bitmedi. Çünkü hala o eylemlerin asıl mimarları yani kukla oynatıcıları tam olarak açıklanabilmiş değil. Hep karanlık kaldı
Derken 2007’de e-muhtırası, ardından Balyoz, Ergenekon, ve nihayet 15 Temmuz… Aslında 28 Şubat, bir son değil; bir yöntemin başlangıcıydı. Biçim değişti, aktörler değişti, ama niyet aynı kaldı.
Bugün sormamız gereken soru şu: O günün “zinde güçleri” gerçekten yok mu oldu? Yoksa sadece kabuk mu değiştirdi? Bir hastalık gibi… Uygun zamanı bekleyen bir hücre gibi… Sessiz ama diri mi?
Cevap net değil. Ama ihtiyat şart. Çünkü bu tür süreçlerin bedelini hep aynı kesim öder: Millet. Bir gecede buharlaşan milyarlar, yok olan umutlar, sil baştan yazılan hayatlar…
Ve en acısı da şu: Aynı gemide olduğumuzu zannederiz. Ama birileri güvertede keyif sürerken, biz alt katta kürek çektiğimizi fark ederiz. İşte 28 Şubat, tam olarak bu farkındalığın adıdır.
Temennimiz basit ama hayati: O karanlık günler bir daha yaşanmasın. Çünkü tarih, tekerrür etmeyi sever… Ama bedelini hep masumlar öder. Vesselam.
- Toplam 3 yorum
CELALİ DUYAR 14:58 - 28 Şubat 2026
Güzel bir yazı ellerine emeğine sağlık...
Ayşe. y 13:52 - 28 Şubat 2026
Teşekkür ederiz bu güzel yazı için emeğinize yüreğinize kaleminize sağlık
İzmitli 13:04 - 28 Şubat 2026
Geçmişin unutulmamasına daır harika bır yazı.emeğinize sağlık
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Tek Ayakkabı Hizmeti ve Kaybettiğimiz Vicdanımız 12 Eylül 2026 Cumartesi
- Aynı masaya oturamamak... 03 Eylül 2026 Perşembe
- Zamanı Kesmezsen, Zaman Seni Keser 04 Ağustos 2026 Salı
- 28 Şubat Özleminde Bugün 13 Temmuz 2026 Pazartesi
- Olimpus'un Çocukları ve Tanıdık Simalar 08 Temmuz 2026 Çarşamba
- Okyanusta Yüzüp Suyu Arayan Gafletimiz 05 Temmuz 2026 Pazar
- Altı Üstü Dünya İşte... 28 Haziran 2026 Pazar
- DENETLEYENLERİN DE DENETLENMESİ 22 Haziran 2026 Pazartesi
- Bu Ülkede İki Cephe Vardır 13 Haziran 2026 Cumartesi
- Merhamet ve Kalp 03 Haziran 2026 Çarşamba