Ece Çiftçi'nin kaleminden... Teşekkür ve Özür Dilemek...
ÇOCUKLARIMIZA TEŞEKKÜR ETMEYİ VE ÖZÜR DİLEMEYİ ÖĞRETELİM
Günümüz dünyasında çocuklara İngilizce öğretmek için kurslar, kodlama öğretmek için atölyeler, satranç öğretmek için özel dersler arıyoruz. Hepsi kıymetli, elbette. Ama bazen en temel iki kelimeyi öğretmeyi unutuyoruz: “teşekkür ederim” ve “özür dilerim.”
İki evladım var. Bir sürü hata yapmışımdır onları yetiştirirken... Şikayet ettikleri bir çok mevzuda, haklı oldukları da olmuştur.
Söylediğim bir şey var ki kimseyi sevmek zorunda değilsiniz ama herkese saygı duymak zorundasınız.
Bir çocuğun akademik başarısı kadar, insan olma becerisi de önemlidir. Hatta çoğu zaman daha önemlidir. Çünkü iyi not alan ama kimseye saygı duymayan, yaptığı hatayı kabul etmeyen, kendisine verilen emeği görmeyen bireyler yetiştirmenin topluma ne kattığını hep birlikte görüyoruz.
Geldiğimiz nokta çok ürkütücü, çocuklarından korkan ebeveynler var etrafımızda ve sayıları azımsanmayacak derecede.
Karamsar olmak hiç istemiyorum fakat çocuklara sahip ebeveynler köle vaziyetinde bir durum söz konusu.
Bir yerden topu döndürebiliriz aslında...
Teşekkür etmek; sadece bir nezaket kalıbı değildir. Karşındakinin emeğini fark ettiğini, seni merkeze koymadığını gösterir. Bir bardak su getiren anneye, kapıyı tutan yabancıya, öğretmene, arkadaşa… “Teşekkür ederim” diyebilen çocuk, hayatta hiçbir şeyin kendisine borçlu olunmadığını öğrenir.
Özür dilemek ise sanıldığı gibi küçülmek değildir. Tam tersine, insanın kendi hatasıyla yüzleşebilme cesaretidir. Bugün birçok yetişkinin yapamadığı şey tam da budur. Kırar ama özür dilemez. Haksızdır ama susar. Çünkü çocukken özür dilemeyi değil, egosunu korumayı öğrenmiştir.
Çocuklar söylediklerimizi değil, yaptıklarımızı daha çok benimser. Siz markette kasiyere teşekkür etmiyorsanız, trafikte kimseye saygı göstermiyorsanız, hata yaptığınızda “ama o da şöyle yaptı” diye savunmaya geçiyorsanız; çocuğunuzdan başka bir davranış beklemek biraz iyimserlik olur.
Evler çocukların ilk okullarıdır. İlk ders ise çoğu zaman kelimelerle değil, davranışlarla verilir. Bir anne babanın birbirine teşekkür ettiği, gerektiğinde birbirinden özür dilediği bir evde büyüyen çocuk; iletişimin kaba kuvvetle değil, saygıyla kurulacağını öğrenir.
Belki de dünyayı değiştirmek büyük sloganlarla değil, küçük kelimelerle başlar.
Bir “teşekkür ederim”
Bir “özür dilerim” ömür boyu sürecek dostluklar kazandırabilir bize..
Tecrübeler hayatı yaşanabilir hale getiren, diploması olmayan eğitimlerdir. Bunları gelecek kuşaklara aktarmak da bizim en temel vazifemiz…
- Toplam 1 yorum
kadriye akcan 16:46 - 25 Mayıs 2026
kalemine sağlık
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Bazı Kapılar Yüzümüze Değil, Hayrımıza Kapanır 07 Kasım 2026 Cumartesi
- KENDİNİ GÖRMEK İSTİYORSAN KADININA BAK… 01 Kasım 2026 Pazar
- Aramak... 25 Ekim 2026 Pazar
- Kız Çocuklarını Korumak İçin Neden Bir Gün Var? 11 Ekim 2026 Pazar
- Huzur Kadınıyım... 22 Eylül 2026 Salı
- Çocuklarınıza Önce İnsan Olmayı Öğretin... 15 Eylül 2026 Salı
- FİLEDE ALTIN, HAYATTA BİN SORU... 07 Eylül 2026 Pazartesi
- 4 Kişilik Otomobil İğne Deliğinden Geçiyor, 270 Kişilik Gemi Nasıl Denize Çıkıyor? 01 Eylül 2026 Salı
- Kulağın Vicdandan Büyükse, Hakikate Yer Kalmaz 22 Temmuz 2026 Çarşamba
- Dil Cimrisi Olmayın... 14 Temmuz 2026 Salı