Ece Çiftçi'nin kaleminden... Kız Çocuklarını Korumak İçin Neden Bir Gün Var?

11 Ekim 2026 02:16
Ve evet, yazarken ağladım.Bunun için özür dilemeyeceğim.Çünkü bir çocuğun acısı karşısında gözyaşı dökmek zayıflık değil, insanlığımızı.....

 

KIZ ÇOCUKLARINI KORUMAK İÇİN NEDEN BİR GÜN VAR?

Yarın Kız Çocuklarını Koruma Günü… Peki, bir kız çocuğunun güvenle büyümesi, korkmadan yaşaması ve hayallerini özgürce kurabilmesi için neden özel bir güne ihtiyaç duyuyoruz?

Yarın Kız Çocuklarını Koruma Günü…

İnsan, bu özel günün anlamı üzerine düşünmeden edemiyor: Bir kız çocuğunu korumak için neden özel bir güne ihtiyaç duyuyoruz?

Bir çocuğun çocukluğunu yaşayabilmesi, korkmadan uyuyabilmesi, sokakta güvenle yürüyebilmesi, eğitim alabilmesi ve hayaller kurabilmesi için takvimde özel bir gün mü belirlememiz gerekiyor?

Neden?

Neden bazı çocuklar, daha oyunlarının ortasındayken hayatın en ağır gerçekleriyle tanışıyor? Neden bazı kız çocukları, yaşlarından büyük acılar taşıyor? Neden bazıları, okul sıralarında olması gerekirken hayatın yükünü omuzlarında buluyor? Neden bazıları, kendilerini koruması gereken insanların yanında korkmayı öğreniyor?

Ve biz bütün bunların karşısında bir gün belirliyoruz.

Bir gün…

Peki, geriye kalan 364 gün ne oluyor?

Bir kız çocuğunun hayatı, bir güne sığdırılabilecek kadar küçük mü?

Kız çocuklarını korumak; onlara çiçek vermekle, güzel sözler söylemekle veya sosyal medyada birkaç cümle paylaşmakla bitmiyor. Onları korumak; haklarını bilmek, seslerini duymak, korkularını ciddiye almak ve başlarına kötü bir şey geldikten sonra değil, böyle bir durum yaşanmadan önce yanlarında durmaktır.

Çünkü çocuklarını koruyamayan bir toplumun, geleceğini koruduğunu söylemesi mümkün değildir.

Bir kız çocuğunun başına gelenleri konuşurken kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor: Biz nerede yanlış yaptık?

Bir çocuğun çığlığını duymamak için kaç kapıyı kapattık? İstismarı görmezden gelmek için kaç bahane bulduk? Bir çocuğun yaşadığı acıyı; ailelerin itibarı, insanların ne diyeceği ve toplumun dayattığı yargılar uğruna kaç kez görmezden geldik? Kaç çocuğun sesini duymak yerine susmasını bekledik?

Oysa çocukların onuru, güvenliği ve geleceği de korunmaya değmez mi?

Neden çoğu zaman yetişkinlerin ne düşüneceğini, ne söyleyeceğini ve ne hissedeceğini hesaplarken çocukların neler yaşadığını sormayı unutuyoruz?

Bir çocuğun susması, her şeyin yolunda olduğu anlamına gelmez. Bazen en derin çığlıklar, en sessiz çocukların içinde saklıdır.

Unutmayalım ki her çocuk, kendisini koruyabilecek güçte dünyaya gelmez. Onları korumak, yetişkinlerin sorumluluğudur. Bu sorumluluk yalnızca anne babalara, öğretmenlere veya belirli kurumlara ait değildir. Çocukları korumak, hepimizin insanlık sınavıdır.

Bir kız çocuğunun hayatı, başkalarının vicdanına bırakılabilecek bir emanet değildir. Onun hak ettiği güvenli yaşamı sağlamak, toplumun ve devletin sorumluluğudur.

Yazarken Ağladım…

Ben bugün bunları yazarken boğazım düğümleniyor.

Çünkü insan bazen kelimeleri yan yana getirebiliyor ama o kelimelerin anlattığı acıya dayanamıyor. Bir çocuğun yaşaması gereken güzellikleri düşünürken, yaşayamadıklarını hayal etmek bile insanın içini acıtıyor.

Ve evet, yazarken ağladım.

Bunun için özür dilemeyeceğim.

Çünkü bir çocuğun acısı karşısında gözyaşı dökmek zayıflık değil, insanlığımızı hâlâ koruyabildiğimizin bir işaretidir. Asıl korkutucu olan; bütün bunlara alışmak, duyarsızlaşmak ve bir süre sonra hiçbir şey hissetmemektir.

Peki, Geriye Kalan 364 Günde Ne Yapıyoruz?

Yarın Kız Çocuklarını Koruma Günü…

Dilerim bir gün bu günü kutlarken korunmaya muhtaç bırakılmış çocukların hikâyelerini anlatmak zorunda kalmayız. Dilerim hiçbir kız çocuğu korkuyla büyümez, hiçbir çocuk kendisini suçlu sanarak susmaz ve hiçbir aile adalet arayışıyla kapı kapı dolaşmak zorunda kalmaz.

Dilerim kız çocukları yalnızca belirli günlerde hatırlanmaz; her gün görülür, duyulur, anlaşılır ve korunur.

Çünkü kız çocuklarını korumak bir iyilik değil, bir görevdir.

Onlara güvenli bir dünya sunmak bir lütuf değil, en temel haklarıdır.

Ve belki de kendimize sormamız gereken en ağır soru şudur:

Bir kız çocuğunu korumak için özel bir gün belirlemek zorunda kaldıysak, biz diğer günlerde neyi eksik yaptık?

Bir çocuğun gözyaşını silemiyorsak, hiç değilse onu ağlatan düzenin parçası olmaktan vazgeçelim.

Çünkü çocuklar bizim geleceğimizdir demek kolaydır.

Asıl mesele, onların bugününü koruyabilmektir.

“Bir çocuğun gözyaşını silemiyorsak, hiç değilse onu ağlatan düzenin parçası olmaktan vazgeçelim.”

Çünkü bazı yazılar yalnızca okunmak için değil, insanın karşısına bir ayna koymak için yazılır.

Bu yazı da onlardan biri…

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
X