Ece Çiftçi'nin kaleminden... İlk defa kendim için...
İyi ki...
Evet evet, o meşhur gün… Hani insanın bir günlüğüne “özel” hissettiği, ertesi gün yine çamaşır sepetinde ki kirlilerle bakıştığı ,gerçekliğe geri döndüğü gün.
Eskiden doğum günü demek; pasta, mum, sürprizler ve “iyi ki doğdun” şarkısını gerçekten hissederek söylemekti.
Şimdi ise daha çok şu cümle yankılanıyor içimde:
“Demek buraya kadar da gelmişiz…”
Yaş almak tuhaf bir şey.
Eskiden yaş, büyüdükçe özgürleşeceğimizi sanırdık. Meğer; büyüdükçe sadece sorumlulukların modelini yükseltiyormuşuz.
Mercimek tanesi olarak başladığım ; yolun sonunu kestiremediğim bir gidişat bu. Koştuğum, durduğum, heveslere kapıldığım amansız bir varoluş mücadelesi...
Ve insanı artık ilmek ilmek ayırdığımız, çekirdek ailemizin en büyük hazinemiz olduğunu anladığımız, biraz da artık olana bitene gelene gidene eyvallah dediğimiz yaşlardayız…Kısaca kulübe cümleten hoşgeldiniz…
Zaman insanı sadece büyütmüyor, fark ettiriyor.
Mesela artık anlıyorum ki;
En pahalı şey zamanmış,
En lüks şey huzurmuş,
Ve en zor bulunan şey; samimiyetmiş.
Gençken “herkesi” hayatımıza sığdırmaya çalışıyoruz.
Yaş aldıkça fark ediyoruz ki, aslında birkaç kişi yeterliymiş. Hatta bazen bir kişi bile çok kıymetliymiş.
Doğum günleri bir bakıma iç muhasebe günü gibi…
Ama merak etmeyin, bu muhasebede kimse vergi kaçırmıyor, sadece duygular biraz gizleniyor.
Bugün kendime şunu sordum:
“Gerçekten mutlu musun?”
Cevap net değil…
Ama şunu biliyorum: Eskisi kadar acele etmiyorum.
Herkesi memnun etmeye çalışmıyorum.
Ve en güzeli… Artık bazı şeylere geç kalmanın, aslında kendine yetişmek olduğunu anlıyorum.
Bir de şu var;
Gençken “zaman çok” diyorduk,
Şimdi ise; “zaman nasıl bu kadar hızlı geçti?” diyoruz.
Demek ki mesele zaman değilmiş…
Mesele, bizim neyi ne kadar yaşayabildiğimizmiş.
Bugün mum üflerken dilek tutmadım.
Çünkü artık şunu öğrendim:
Hayat, dileklerden çok cesaretle değişiyor.
Ama yine de içimden küçük bir şey geçirdim:
Biraz daha kahkaha,
Biraz daha anlayış,
Ve biraz daha “boş ver” diyebilme gücü…
Çünkü insan her şeyi ciddiye aldıkça yoruluyor.
Eğer bu yazıyı okurken gülümsediyseniz,
Ve içinizden “doğru ya…” dediyseniz,
İşte o zaman bu yeni yaşımın ilk hediyesini almışım demektir.
Yaş aldım belki…
Ama hâlâ içimde doyasıya gülen bir yer var.
Ez cümle Yaradana sonsuz şükürler olsun.
Her şeyin en iyisini, en güzelini, en kolayını hak ediyorum..
Tek Duam Allah'ım beni sev, sevindir ve sevdir…
Hoş geldin yeni yaşım…
Sevgiyle kalın...
- Toplam 4 yorum
Gamze Kayar 20:00 - 10 Nisan 2026
Kalemine sağlık ,çok güzel anlatmışsın.
Elvan 19:23 - 03 Nisan 2026
Ne kadar güzel tespitler,yaş almanın incelikleri.Kalemine sağlık
Ayşe KIR 12:01 - 03 Nisan 2026
Canım ne de güzel ifade etmişsin... Hiç düşünmeden altına ben de imzamı atarım.... İyi ki doğdun, iyi ki yollarımız kesişti... Sevgiyle sevilerek kal... Ayşe KIR
Bir Kul 06:04 - 03 Nisan 2026
Acziyetin insanda yansıması hali.. Yeni an, yeni zaman ,yeni yaş.. Emeğinize sağlık
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Huzur Kadınıyım... 22 Eylül 2026 Salı
- Çocuklarınıza Önce İnsan Olmayı Öğretin... 15 Eylül 2026 Salı
- FİLEDE ALTIN, HAYATTA BİN SORU... 07 Eylül 2026 Pazartesi
- 4 Kişilik Otomobil İğne Deliğinden Geçiyor, 270 Kişilik Gemi Nasıl Denize Çıkıyor? 01 Eylül 2026 Salı
- Kulağın Vicdandan Büyükse, Hakikate Yer Kalmaz 22 Temmuz 2026 Çarşamba
- Dil Cimrisi Olmayın... 14 Temmuz 2026 Salı
- Güçlü Bir Coğrafyanın Ağır Sınavı 29 Haziran 2026 Pazartesi
- Koltuğun da Bir Ömrü Var... 21 Haziran 2026 Pazar
- Bir İtibarın Sessiz Tanıkları 12 Haziran 2026 Cuma
- Teşekkür ve Özür Dilemek... 25 Mayıs 2026 Pazartesi