Ece Çiftçi'nin kaleminden... Çocuklarınıza Önce İnsan Olmayı Öğretin...

15 Eylül 2026 18:19
Rica ediyorum; çocuklarınıza matematik sınavındaki notundan, biyoloji sözlülerindeki performansından önce arkadaşlarının boyunun, kilosunun, kaşının, gözünün, saçının, teninin, konuşmasının ya da herhangi bir fiziksel özelliğinin şaka malzemesi olmayacağını anlatın...

 

Çocuklarınıza Önce İnsan Olmayı Öğretin

Bu hafta hepimizin kıymetlileri zil sesini duydu. Kimi eğitim hayatına belki sıfırdan başladı, kimi geçen yıl bıraktığı yerden devam ediyor. Hepsinin azmi, ufku ve emeği kadar başarılı ve kıymetli olmasını diliyorum.

Olmasalar da ziyanı yok.

Bir şekilde hayatın içinde kendi yollarını bulacak, bir yerde topu döndürecekler. Yeter ki iyi insanlar olsunlar.

Çünkü çocuklarımızın başarılarıyla ilgili konuşurken, notlardan ve sınavlardan çok daha önemli, hayati bir mesele var.

İnsanlık sınavı.

Rica ediyorum; çocuklarınıza matematik sınavındaki notundan, biyoloji sözlülerindeki performansından önce arkadaşlarının boyunun, kilosunun, kaşının, gözünün, saçının, teninin, konuşmasının ya da herhangi bir fiziksel özelliğinin şaka malzemesi olmayacağını anlatın.

Öğretin.

Bunun bir sınıf ayrımı değil, aksine saygısızlık, eğitimsizlik ve cehalet göstergesi olduğunu bilmelerini sağlayın.

Çünkü çocuklarımızın karnelerine yazılan notlardan çok daha önemli bir sınav var hayatta:

İnsanlık sınavı.

Bir çocuğun matematikten zayıf alması telafi edilebilir. Bir biyoloji sınavında düşük not alması, çalışırsa düzeltilebilir. Bir derste başarısız olması dünyanın sonu değildir.

Ama bir çocuğa arkadaşının kilosuyla, boyuyla, yüzüyle, saçlarıyla, konuşmasıyla, kıyafetiyle ya da herhangi bir farklılığıyla dalga geçmenin normal olduğunu öğretirsek, işte o zaman telafisi çok daha zor bir şey yapmış oluruz.

Çünkü alay edilen çocuk bazen eve gelir, çantasını bir kenara bırakır ve hiçbir şey söylemez.

“Bir şey yok, anne.”

Der.

Ama vardır.

O gün sınıfta söylenen küçücük bir söz, çocuğun zihninde yıllarca dolaşabilir.

Belki aynaya bakarken duyduğu ilk şey kendi sesi değil, arkadaşının onun hakkında söylediği cümle olur.

Belki bir daha sınıfta söz almak istemez.

Belki kilosunu saklamaya, boyundan utanmaya, konuşurken kelimelerini tartmaya başlar.

Belki de sırf farklı olduğu için kendisini eksik zanneder.

Oysa eksik olan çocuk değildir.

Eksik olan, ona bunu yapan zihniyettir.

Başarı Sadece Not Değildir

Çocuklarımızı başarıya hazırlarken, bazen “başarı” kelimesinin anlamını da yeniden düşünmemiz gerekiyor.

Her sınavdan yüz almak başarı değildir.

Bir arkadaşının ağladığını görüp yanına oturabilmek de başarıdır.

Farklı olanı küçümsememek başarıdır.

Kendisinden daha güzel, daha zayıf, daha uzun, daha başarılı ya da daha varlıklı olan bir çocuğu kıskanmak yerine onun başarısını alkışlayabilmek başarıdır.

Birinin kekemeliğiyle dalga geçmemek...

Gözlük takan arkadaşına “dört göz” dememek...

Kilosunu konuşmamak...

Saçını, tenini, yüzünü, ailesini, kıyafetini sınıfın eğlencesi hâline getirmemek...

Bunlar küçük ayrıntılar değildir.

Bunlar karakter eğitimidir.

Ve karakter eğitiminin ilk öğretmeni çoğu zaman okuldaki öğretmen değil, evdeki anne ve babadır.

Çocuk Nasihati Değil, Davranışı Kopyalar

Çocuklarımızı yalnızca “Arkadaşlarına saygılı ol” diyerek yetiştiremeyiz.

Bizim de evde insanların dış görünüşleri hakkında konuşurken kullandığımız kelimelere dikkat etmemiz gerekir.

Çünkü çocuk nasihati değil, davranışı kopyalar.

Evde sürekli insanların kilosu konuşuluyorsa çocuk da okulda insanları kilosu üzerinden değerlendirmeyi öğrenir.

Evde insanların kıyafeti, arabası, evi, parası, burnu, saçı veya yaşı konuşuluyorsa çocuk bunların birer değer ölçüsü olduğunu zanneder.

Sonra okulda başka bir çocuğu bunlarla sınıflandırır.

Ve biz şaşırırız:

“Ben çocuğuma böyle öğretmedim.”

Belki öğretmediniz.

Ama çocuklar bazen söylediklerimizden çok, yaptıklarımızı öğrenir.

“Çocuk İşte, Şaka Yapıyor” Demeyin

Bir de şu yanılgıdan kurtulalım:

“Çocuk işte, şaka yapıyor.”

Hayır.

Her şaka masum değildir.

Bir insanın canını yakıyorsa, onu utandırıyorsa, yalnızlaştırıyorsa ve kendisini değersiz hissettiriyorsa, adına şaka demek yapılanı masumlaştırmaz.

Hele bunu sürekli yapıyorsa artık şaka değil, zorbalıktır.

Ve zorbalığın yaşının küçüğü, büyüğü yoktur.

Bugün sınıfta arkadaşının kilosuyla dalga geçen çocuk, yarın yetişkin olduğunda insanların hayatlarıyla dalga geçen birine dönüşebilir.

Bugün farklı konuşanı küçümseyen çocuk, yarın farklı düşüneni susturmaya çalışabilir.

Çünkü insanın karakteri büyük cümlelerle değil, küçük davranışlarla oluşur.

Karnelerde Güzel Notlar, Vicdanlarda Daha Güzeli

Bu yüzden çocuklarımızdan sadece başarılı öğrenciler olmalarını istemeyelim.

İyi insan olmalarını isteyelim.

Çünkü hayatta herkes doktor olmayacak.

Herkes mühendis olmayacak.

Herkes avukat, öğretmen ya da akademisyen olmayacak.

Ama herkes bir insanla karşılaşacak.

Birinin hayatına dokunacak.

Bir arkadaş, bir eş, bir anne, bir baba, bir komşu, bir çalışan veya bir yönetici olacak.

Ve o gün elindeki diplomadan çok, karşısındaki insana nasıl davrandığı konuşacak.

Çocuklarımızın karnelerinde güzel notlar görelim elbette.

Ama onların vicdanlarında da güzel notlar olsun.

Matematikten kaç aldığını zamanla unutabiliriz.

Ama bir çocuğun kalbini kırıp kırmadığını unutmamak gerekir.

Çünkü bazı sınavların telafisi vardır.

Bazılarının yoktur.

Bu eğitim yılının ilk ödevi belki de budur:

Çocuklarınıza önce insan olmayı öğretin.

Gerisi bir şekilde öğrenilir.

Çünkü hayat, sonunda hepimizin önüne aynı soruyu koyuyor:

“Ne kadar başarılıydın?”dan önce,

“Ne kadar insandın?”

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
X