Bazı Kapılar Yüzümüze Değil, Hayrımıza Kapanır
YÜZÜMÜZE DEĞİL, HAYRIMIZA KAPANIR
Hayatın insana öğrettiği bazı gerçekler vardır; ne kitaplardan öğrenilir ne de bir başkasının nasihatiyle anlaşılır. İnsan, ancak yaşarken, yanılarak, kaybederek ve bazen de canı çok yanarak öğrenir.
Mesela her istediğimizin bizim için iyi olmadığını…
Bazen bir kapının açılması için öyle çok uğraşırız ki o kapının ardında ne olduğunu düşünmeyi bile unuturuz. Israr ederiz, bekleriz, emek veririz, kendimizden ödün veririz. Olmadığında üzülür, olmayışını kendi eksikliğimiz sanırız. Oysa belki de mesele bizim yeterince iyi olmamamız değil, oranın bize iyi gelmeyecek olmasıdır.
İnsan en çok da istediği şeyin peşinden koşarken yorulur. Çünkü gönül, mantığın önüne geçti mi tehlike çanlarını bile aşkın, umudun ya da hırsın sesiyle bastırır.
Bir insanı hayatımızda tutmak için kendimizden vazgeçeriz mesela. Bizi anlamayanlara kendimizi anlatmakla ömür tüketir, kıymetimizi bilmeyenlere kıymetimizi ispat etmeye çalışırız. Bir gün giderler ya da gitmelerine izin vermek zorunda kalırız. İşte o gün dünya başımıza yıkılmış gibi gelir.
Sonra zaman geçer.
İnsan, bazı ayrılıkların ardından kendine yeniden kavuşur. Bazı vedaların ardından huzur bulur. Bazı kayıpların ardından, aslında ne kadar büyük bir yük taşıdığını fark eder.
Ve o zaman anlar ki her giden bir kayıp, her kalan bir kazanç değildir.
Bazen hayat, bizim cesaret edemediğimiz ayrılığı bizim yerimize yapar.
Kapanan her kapının ardında bir mucize saklıdır demiyorum. Hayat her zaman adil değildir; her acının içinden mutlaka güzel bir sonuç çıkacağına dair de bir garanti yoktur. Fakat insanın elinden alınan bir ihtimalin ardından başka ihtimallerin doğabileceğini unutmamak gerekir.
Mesele, kapanan kapının önünde ömrümüzü tüketmemektir.
Çünkü bazı kapılar vardır; ne kadar çalarsanız çalınmaz. Bazı insanlar vardır; ne kadar severseniz sevin sizi anlamaz. Bazı masalar vardır; ne kadar emek verirseniz verin size yer açmaz.
Peki, insan neden kendisine yer olmayan bir yerde ısrarla kalmak ister?
Belki alışkanlıktan, belki yalnızlıktan, belki de verdiği emeğin boşa gitmesini kabullenemediğinden…
Oysa bir yerde çok emek vermiş olmak, orada sonsuza kadar kalmak zorunda olduğumuz anlamına gelmez. Bazen insanın en büyük cesareti, uğruna çok şey verdiği bir şeyden vazgeçebilmektir.
Üstelik her kapının önünde beklemek de sadakat değildir. Bazen yalnızca kendimize yaptığımız haksızlıktır.
Hayatın tuhaf bir hesabı var. Biz çoğu zaman önümüze çıkan sonuçlara bakıyor, o sonuçlara götüren yolları sorgulamıyoruz. Olmadı diye üzülüyoruz ama belki de olsaydı daha çok üzülecektik. Gitmedi diye hayıflanıyoruz ama belki gitseydik kendimizi kaybedecektik. Bizi seçmedi diye kırılıyoruz ama belki de onun seçimi, bizim kendimizi seçmemiz için bir fırsattı.
Kim bilir?
Belki de büyümek, her istediğine kavuşmak değil; kavuşamadıklarınla da barışabilmektir.
Bir de şu var: Her kapanan kapının önünde kader deyip oturmak da doğru değil. İnsan bazen kendi korkularını kader sanır, bazen de mücadele etmesi gereken yerde erkenden vazgeçer. Bu yüzden mesele, kapanan her kapıyı hayır kabul etmek değil; hangi kapının önünde emek vermeye, hangisinin önünden başımız dik ayrılmaya değer olduğunu anlayabilmektir.
İşte asıl bilgelik burada başlar.
Ne her kapıyı zorlayacak kadar inatçı olmak ne de ilk engelde vazgeçecek kadar umutsuz…
İnsanın kendine, emeğine ve huzuruna değer vermesi.
Belki bugün bir şey bitmiştir. Belki beklediğiniz haber gelmemiş, umduğunuz insan yanınızda durmamış, yıllardır açık kalmasını istediğiniz kapı yüzünüze kapanmıştır.
Üzülün. Yasını tutun. Kendinize zaman tanıyın.
Ama sırf kapandı diye o kapının önünde ömrünüzü bırakmayın.
Çünkü hayat, bir kapının kapanmasıyla sona ermiyor. Bazen insanın önündeki yolu görebilmesi için, gözünü diktiği kapıdan uzaklaşması gerekiyor.
Ve günün birinde geriye dönüp baktığınızda, belki de en çok canınızı yakan şey için şöyle diyeceksiniz:
İyi ki olmamış.
İyi ki gitmiş.
İyi ki o kapı kapanmış.
Çünkü ben, o kapının önünde beklerken kendimi unutmuşum.
Unutmayın; her istediğimiz bize nasip olmayabilir ama her nasip olmayana ömrümüzü feda etmek zorunda da değiliz.
Bazı kapılar yüzümüze değil, hayrımıza kapanır.
Yeter ki biz, kapanan bir kapıyı hayatın sonu sanmayalım.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- KENDİNİ GÖRMEK İSTİYORSAN KADININA BAK… 01 Kasım 2026 Pazar
- Aramak... 25 Ekim 2026 Pazar
- Kız Çocuklarını Korumak İçin Neden Bir Gün Var? 11 Ekim 2026 Pazar
- Huzur Kadınıyım... 22 Eylül 2026 Salı
- Çocuklarınıza Önce İnsan Olmayı Öğretin... 15 Eylül 2026 Salı
- FİLEDE ALTIN, HAYATTA BİN SORU... 07 Eylül 2026 Pazartesi
- 4 Kişilik Otomobil İğne Deliğinden Geçiyor, 270 Kişilik Gemi Nasıl Denize Çıkıyor? 01 Eylül 2026 Salı
- Kulağın Vicdandan Büyükse, Hakikate Yer Kalmaz 22 Temmuz 2026 Çarşamba
- Dil Cimrisi Olmayın... 14 Temmuz 2026 Salı
- Güçlü Bir Coğrafyanın Ağır Sınavı 29 Haziran 2026 Pazartesi