Ece Çiftçi'nin kaleminden... 4 Kişilik Otomobil İğne Deliğinden Geçiyor, 270 Kişilik Gemi Nasıl Denize Çıkıyor?
DENETİM...
Muayene günü geldiğinde araç, deyim yerindeyse iğne deliğinden geçiriliyor. Frenler kontrol ediliyor, lastiklere bakılıyor, ışıklar inceleniyor, emniyet kemerleri sorgulanıyor. Eksik bir parça varsa araç muayeneden geçemiyor. Çünkü o otomobil yalnızca dört kişinin hayatını taşıyor.
Peki ya 270 insanı taşıyan bir gemi?
İşte asıl sorulması gereken soru bu.
Kıbrıs'ta yaşanan gemi faciası, yalnızca bir deniz kazası olarak değerlendirilmemeli. Eğer bir gemi yüzlerce insanın canını taşıyorsa, onun bakım ve güvenlik kontrolleri otomobil muayenesinden çok daha sıkı, çok daha kapsamlı ve çok daha şeffaf olmak zorunda.
Bir otomobilin frenindeki sorun bile kabul edilmezken, yüzlerce insanın bulunduğu bir gemide bakım eksiklikleri nasıl görmezden gelinebilir?
Bir aracın muayenesinde gösterilen hassasiyet, neden insan hayatının söz konusu olduğu bir gemide gösterilmez?
Burada mesele yalnızca geminin neden battığı değildir.
Asıl mesele, o geminin neden o halde denize çıkmasına izin verildiğidir.
Gemiler yaşlanabilir. Makineler arızalanabilir. Deniz şartları ağırlaşabilir. Kazalar da ne yazık ki yaşanabilir. Ancak bir kazanın arkasında ihmal varsa, artık ortada sadece kader denilecek bir durum yoktur.
Bakım zamanında yapılmadıysa…
Eksiklikler biliniyorsa…
Denetimler gerektiği gibi gerçekleştirilmediyse…
Ve bütün bunlara rağmen yüzlerce insan o gemiye bindirildiyse…
O zaman sorulması gereken soru çok nettir:
Bu insanların hayatını kim emanet aldı?
Toplum olarak yıllardır "denetim" kelimesini kâğıt üzerinde görmeye alıştık. Evrak tamam mı? Ruhsat var mı? Sertifika mevcut mu?
Oysa gerçek denetim, imzanın atılması değil; tehlikenin gerçekten ortadan kaldırılmasıdır.
270 kişinin bulunduğu bir gemide güvenlik, "nasıl olsa bir şey olmaz" anlayışına bırakılamaz.
Çünkü denizde yapılan bir ihmalin telafisi, karadaki bir eksiklik gibi değildir. Bir otomobil muayeneden kalırsa araç servise gider. Bir gemi güvenlik zaafıyla denize açılır ve facia yaşanırsa geri dönüşü olmayabilir.
Bugün hepimiz aynı soruyu sormalıyız:
Dört kişilik otomobil için bu kadar sıkı denetim yapılırken, 270 kişinin canını taşıyan bir geminin bakım ve güvenlik süreçleri neden aynı ciddiyetle, hatta daha yüksek bir standartla denetlenmedi?
Bu sorunun cevabı yalnızca kamuoyunu rahatlatmak için değil, gelecekte yeni canların kaybedilmemesi için bulunmalıdır.
Kimse sorumluluğu "kaza oldu" diyerek kapatmaya çalışmamalı.
Kazanın nedeni nedir?
Geminin bakım geçmişi nasıldı?
Hangi eksiklikler biliniyordu?
Son denetim ne zaman yapıldı?
Denetimi kim yaptı?
Eksiklikler varsa neden seferine izin verildi?
Ve en önemlisi:
Bu facianın önlenmesi mümkün müydü?
Eğer bu soruların cevabı "evet"e çıkıyorsa, ortada yalnızca bir deniz kazası değil, ciddi bir ihmal ihtimali vardır.
İnsan hayatının değeri, aracın motor hacmine, geminin tonajına ya da taşınan yolcu sayısına göre değişmez.
Dört kişinin hayatı ne kadar değerliyse, 270 kişinin hayatı da o kadar değerlidir.
Hatta 270 insanı taşıyan bir sistemin sorumluluğu, 270 kat daha ağır olmalıdır.
Bugün yapılması gereken, suçlu ilan etmekten önce bütün süreci şeffaf biçimde ortaya çıkarmaktır. Ama eğer ihmal varsa, sorumluların da "kader" kelimesinin arkasına saklanmasına izin verilmemelidir.
Çünkü kader, denetimsizliğin ve ihmalin bahanesi olmamalıdır.
Bir otomobili iğne deliğinden geçiriyorsak, yüzlerce insanın hayatını taşıyan gemiyi neden mercek altına almıyoruz?
Bu sorunun cevabı verilmeden, denizde yaşanan hiçbir facianın hesabı tam anlamıyla verilmiş sayılmaz.
270 insanın hayatı, bir muayene kağıdındaki imzadan daha değerlidir.
Ve artık ülkede denetimin amacı, facia olduktan sonra rapor hazırlamak değil; facianın hiç yaşanmamasını sağlamak olmalıdır...
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Çocuklarınıza Önce İnsan Olmayı Öğretin... 15 Eylül 2026 Salı
- FİLEDE ALTIN, HAYATTA BİN SORU... 07 Eylül 2026 Pazartesi
- Kulağın Vicdandan Büyükse, Hakikate Yer Kalmaz 22 Temmuz 2026 Çarşamba
- Dil Cimrisi Olmayın... 14 Temmuz 2026 Salı
- Güçlü Bir Coğrafyanın Ağır Sınavı 29 Haziran 2026 Pazartesi
- Koltuğun da Bir Ömrü Var... 21 Haziran 2026 Pazar
- Bir İtibarın Sessiz Tanıkları 12 Haziran 2026 Cuma
- Teşekkür ve Özür Dilemek... 25 Mayıs 2026 Pazartesi
- Herkes Önündeki Tabaktan Yesin 17 Mayıs 2026 Pazar
- Annelik... 09 Mayıs 2026 Cumartesi