Dünya futbolu'nun merkezindeki dev kuruluş... FİFA’yı Tanıyalım..
FİFA’nın tam adı, Fransızca “Fédération Internationale de Football Association”,yani “Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği”dir...
Yayın partnerimiz Uluslararası Haber Ajansı'nın Hollanda Temsilcisi İlhan KARAÇAY yazdı: Dünya futbolu'nun merkezindeki dev kuruluş...
FİFA’nın tam adı, Fransızca “Fédération Internationale de Football Association”,
yani “Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği”dir.

Gazeteci* İlhan KARAÇAY
21 Mayıs 1904 tarihinde Paris’te kurulan FİFA’nın kurucuları Belçika, Danimarka, Fransa, Hollanda, İspanya, İsveç ve İsviçre’nin futbol kuruluşlarıydı. Almanya da aynı gün telgraf göndererek yeni kuruluşa katıldığını bildirdi.
Paris’te birkaç Avrupa ülkesinin girişimiyle başlayan yolculuk, zamanla dünyanın en güçlü spor kuruluşlarından birini ortaya çıkardı.
Bugün merkezi İsviçre’nin Zürih kentinde bulunan FİFA’nın 211 üyesi vardır. Bu sayı Birleşmiş Milletler’in üye sayısından bile fazladır. Çünkü FİFA çatısı altında yalnızca bağımsız devletler değil, kendilerine ait futbol federasyonu bulunan bazı ülke ve bölgeler de temsil edilmektedir.
FİFA’nın başkanlığını 2016 yılından beri Gianni Infantino yürütüyor.
KÂĞIT ÜZERİNDE BİR FEDERASYON, GERÇEKTE KÜRESEL BİR GÜÇ
FİFA’nın görevi yalnızca dört yılda bir Dünya Kupası düzenlemek değildir.
Dünya futbolunun genel yönetimi, uluslararası karşılaşmaların düzenlenmesi, üye federasyonlara mali ve teknik destek sağlanması, futbolun gelişmekte olduğu ülkelerde tesisler kurulması, kadın futbolu, futsal, plaj futbolu, gençlik turnuvaları, hakemlik, disiplin ve futbolun dürüstlüğünün korunması da FİFA’nın görev alanına girer.
Futbolun temel oyun kurallarında ise FİFA tek başına karar vermez. Kurallar, FİFA ile İngiltere, İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda federasyonlarının birlikte temsil edildiği Uluslararası Futbol Birliği Kurulu, yani IFAB tarafından belirlenir.
Ama FİFA’nın asıl gücü, Dünya Kupası’ndan doğmaktadır.
1930 yılında Uruguay’da düzenlenen ilk Dünya Kupası, zaman içinde milyarlarca insanın izlediği küresel bir organizasyona dönüştü. 2026 yılında Amerika Birleşik Devletleri, Kanada ve Meksika’nın ortaklaşa düzenlediği turnuva, Dünya Kupası tarihinin 23’üncü organizasyonu oldu.
2026 Dünya Kupası aynı zamanda ilk kez 48 millî takımın katıldığı, üç ülkenin birlikte düzenlediği ve 104 karşılaşmanın oynandığı en geniş kapsamlı turnuva olarak tarihe geçti.
FİFA’NIN ALTI BÜYÜK KOLU
FİFA’ya bağlı ulusal federasyonlar, bulundukları coğrafyalara göre altı kıta konfederasyonu içinde yer alıyor.
Avrupa’da UEFA, Asya’da AFC, Afrika’da CAF, Güney Amerika’da CONMEBOL, Kuzey ve Orta Amerika ile Karayipler’de CONCACAF, Okyanusya’da ise OFC faaliyet gösteriyor.
Türkiye, topraklarının büyük bölümü Asya’da bulunmasına rağmen 1962 yılından beri UEFA üyesidir.
FİFA dünya futbolunun en üst kuruluşudur; UEFA ise Avrupa futbolunu yönetir.
Dünya Kupası’nı FİFA, Avrupa Futbol Şampiyonası’nı UEFA düzenler.
Kulüpler Dünya Kupası FİFA’ya; Şampiyonlar Ligi, Avrupa Ligi ve Konferans Ligi UEFA’ya bağlıdır.
Bu iki kuruluş birçok konuda birlikte hareket etse de para, turnuva takvimi, kulüplerin yükü, Dünya Kupası’nın geleceği ve yönetim yetkileri konusunda zaman zaman karşı karşıya gelir.
Bugün Infantino’nun özel yatırım planı çevresinde yaşanan kavga da bu güç paylaşımının yeni ve çok daha sert bir aşamasıdır.
KARARLAR NASIL ALINIYOR?
FİFA’nın en yüksek organı, üye federasyonların temsil edildiği FİFA Kongresi’dir.
Her üye federasyonun bir oy hakkı vardır. Brezilya, Almanya, Türkiye veya futbolda çok küçük bir ülke, başkanlık seçiminde kâğıt üzerinde aynı değerde bir oya sahiptir.
Başkanı kongre seçer. Tüzük değişiklikleri de kongrede karara bağlanır.
FİFA Kongresi’nin toplanmadığı dönemlerde en önemli stratejik kararları FİFA Konseyi alır. Geçmişte “FİFA İcra Kurulu” olarak adlandırılan bu yapı, dünya futbolunun yönünün belirlendiği en etkili karar merkezidir.
Bu demokratik görünen yapı, aynı zamanda FİFA’nın en fazla eleştirilen tarafıdır.
Çünkü 211 federasyonun önemli bir bölümü, futbol tesisleri, eğitim programları ve kalkınma projeleri için FİFA’dan gelen mali desteğe ihtiyaç duymaktadır. Bu nedenle dağıtılan paralarla kullanılan oylar arasındaki ilişkinin ne kadar bağımsız olduğu sürekli tartışılır.
Sandık vardır.
Oy vardır.
Ama gerçek bir rekabetin ve yönetime karşı güçlü bir denetimin bulunup bulunmadığı her zaman aynı açıklıkta değildir.
FİFA’NIN BAŞKANLARI VE BÜYÜYEN GÜÇ
FİFA’nın ilk başkanı Fransız gazeteci ve spor yöneticisi Robert Guérin’di.
Dünya Kupası düşüncesini hayata geçiren Jules Rimet, 1921’den 1954’e kadar başkanlık yaptı ve FİFA’nın uluslararası bir güce dönüşmesinde belirleyici rol oynadı.
Brezilyalı João Havelange’ın 1974’te başlayan ve 24 yıl süren başkanlığı döneminde futbol, televizyon yayınları ve büyük sponsorluk anlaşmalarıyla dev bir ticari sektöre dönüştü.
Havelange’ın ardından 1998’de başkan seçilen Sepp Blatter döneminde FİFA’nın gelirleri ve dünya üzerindeki etkisi daha da büyüdü. Ancak yolsuzluk, rüşvet ve usulsüzlük iddiaları FİFA tarihinin en ağır krizini doğurdu.
2015 yılında İsviçre’de yapılan operasyonlar, gözaltına alınan futbol yöneticileri ve Amerika Birleşik Devletleri’nde açılan davalar, dünya futbolunun yönetim merkezindeki çürümeyi gözler önüne serdi.
Blatter görevden ayrıldı ve futboldan men cezaları aldı.
2016 yılında göreve gelen Gianni Infantino, başlangıçta reform, şeffaflık ve temiz yönetim sözü verdi. Ancak geçen yıllar içinde Infantino’nun giderek merkezileşen gücü, siyasi liderlerle kurduğu yakınlık ve FİFA’nın ticari yapısını büyütme girişimleri yeni tartışmaların kaynağı oldu.
FİFA yalnızca futbolu yöneten bir kuruluş olmaktan çıkmış, milyarlarca dolarlık gelirleri, devlet başkanlarıyla ilişkileri ve ülkelerin uluslararası prestijini etkileyen kararlarıyla küresel bir güç merkezine dönüşmüştür.