Uzmanından okula dönüş uyarısı...
Genellikle birkaç hafta içinde çocuğun yeni düzene uyum sağlaması beklenir.
$ Dolar 48,2448 %0,00
€ Euro 56,1817 %0,00
£ Sterlin 65,5416 %0,00
Altın 7.124,9761 %0,00
Gümüş 108,8640 %0,00
Kocaeli Üniversitesi Radyo Kİ’nin “Güne Bakış” programına konuk olan Turizm Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Dilek Dülger Altıner, yaz aylarında artan sıcaklıklarla beraber değişen beslenme ihtiyaçlarını, gıda güvenliğini ve fonksiyonel gıdaların önemini değerlendirdi.
HABER: Mehmet Rıza Taşdöven
Doç. Dr. Altıner, Sağlıklı yaşamın sırrının tek bir besinde veya mucize bir diyette değil, denge ve doğru seçimlerde olduğunu vurguladı.
Kocaeli Üniversitesi Turizm Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Dilek Dülger Altıner, programda küresel iklim krizi ve artan sıcaklık dalgalarının beslenme alışkanlıklarımız üzerindeki etkilerini bilimsel bir perspektifle ele aldı.
Yaz Metabolizması ve Doğru Sıvı Tüketimi
Yaz aylarında artan sıcaklık ve nemin vücutta su kaybıyla birlikte sodyum ve potasyum gibi kritik elektrolitlerin kaybına neden olduğunu belirten Doç. Dr. Dülger Altıner, bu durumun baş dönmesi ve halsizlik gibi sağlık sorunlarını tetikleyebileceğini ifade etti.
Yaz beslenmesinde hafif, az ve sık öğünlerin tercih edilmesi gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Dülger Altıner, kızartma ve kavurma gibi ağır işlemler yerine haşlama ve ızgara yöntemlerinin kullanılmasını önerdi.

Sıvı tüketimi konusunda ise suyun yerini hiçbir içeceğin tutmadığına dikkat çeken Doç. Dr. Dülger Altıner, çay ve kahvenin kafein içeriği nedeniyle idrar söktürücü özellik taşıdığını ve vücuttan su atılmasına neden olduğunu hatırlattı. Bu nedenle, içilen her bardak çay veya kahvenin mutlaka ekstra su ile desteklenmesi gerektiğini belirtti.
Fonksiyonel Gıdalar ve Gıda Okuryazarlığının Önemi
Beslenmenin sadece karın doyurmak olmadığını, kronik hastalık riskini azaltan fonksiyonel gıdaların günlük diyete dahil edilmesi gerektiğini söyleyen Doç. Dr. Dülger Altıner, domatesteki likopeni, yeşil çaydaki polifenolleri ve fermente ürünleri (tarhana, yoğurt, kefir) bu gruba örnek gösterdi. Bu gıdaların bağışıklık ve sindirim sistemini desteklediğini ancak birer ilaç olarak görülmemesi gerektiğini ifade etti.

Tüketicilerin ambalajlı ürün alırken "gıda okuryazarı" olması gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Dülger Altıner, sadece son kullanma tarihine değil, içerik listesindeki tuz, doymuş yağ ve enerji değerlerine de mutlaka bakılması gerektiğini belirtti.
Gıda Güvenliğinde Altın Kurallar ve Saklama Koşulları
Yazın artan gıda zehirlenmelerine karşı Dünya Sağlık Örgütü’nün "beş temel kuralını" hatırlatan Doç. Dr. Dülger Altıner, temizlik, çiğ ve pişmiş gıdaların ayrılması, doğru pişirme, güvenli sıcaklık ve güvenilir hammadde kullanımının önemine değindi. Özellikle protein içeriği yüksek olan tavuk, kıyma, mayonezli salatalar ve kremalı pastaların yazın en riskli ürünler olduğunu ifade etti.
Pişmiş gıdaların 30-38 derece sıcaklıklarda dışarıda en fazla 1 saat dayanabileceğini belirten Doç. Dr. Dülger Altıner, gıdaların buzdolabında (4°C) veya dondurucuda (-18°C) doğru şekilde muhafaza edilmesi gerektiğini söyledi. Ayrıca mutfakta çapraz kontaminasyonu önlemek adına, çiğ tavuk kesilen tahtada başka bir ürün işlenmemesi gerektiği uyarısında bulundu.

Sürdürülebilir Beslenme: Şok Diyetler ve Doğru Meyve Tüketimi
Tatil öncesi hızlı kilo vermek için başvurulan şok diyetlerin yalnızca su ve kas kaybına yol açtığını, kalıcı bir çözüm sunmadığını belirten Doç. Dr. Dülger Altıner, bu tür kısıtlı beslenmelerin vitamin eksikliklerine ve halsizliğe neden olabileceğini söyledi.
Meyve tüketiminde ise porsiyon kontrolünün ve glisemik indeks dengesinin hayati olduğunu ifade etti. Karpuz ve kavun gibi yüksek şekerli meyvelerin kan şekerini aniden yükseltmemesi için mutlaka peynir, yoğurt veya kefir gibi bir protein kaynağıyla birlikte tüketilmesini önerdi. Altıner, sağlıklı yaşamın yasaklarla değil, denge ve doğru tekniklerle mümkün olduğunun altını çizdi.