Yazarımız (DASAM) Başkanı Özçubukçu: Ürdün Bölgesel İstikrar Açısından Kritik Öneme Sahip... Ürdün’ün iç güvenliği önemli.
İran açısından amaç, ABD’nin bölgedeki hareket alanını daraltmak ve Amerikan askerî varlığının güvenli olmadığı algısını oluşturmaktır.
Diplomasi ve Stratejik Araştırma Merkezi (DASAM) Başkanı, | Akademisyen | Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı | Avrasya Jeopolitiği | Türk Dünyası | Rus Dış Politikası uzmanı Mehmet Gökhan ÖZÇUBUKÇU, Ürdün'ün bölgesel istikrar açısından kritik öneme sahip olduğuna dikkat çekti.
TÜHA / TÜRKUAZ İnternational News Agency & Güncel Kocaeli Gazetesi

Mehmet Gökhan ÖZÇUBUKÇU & (DASAM) Başkanı
Diplomasi ve Stratejik Araştırma Merkezi (DASAM) Başkanı Mehmet Gökhan ÖZÇUBUKÇU, TÜHA / TÜRKUAZ İnternational News Agency'na yaptığı değerlendirmede, Ürdün'ün, coğrafi konumu itibarıyla Irak, Suriye, Suudi Arabistan ve İsrail-Filistin hattının kesişim noktasında yer alan, bölgesel istikrar açısından kritik öneme sahip bir ülke olduğunun altını çizdi.
![]()
ÜRDÜN BÖLGESEL İSTİKRAR AÇISINDAN KRİTİK ÖNEME SAHİP
ÖZÇUBUKÇU, Ürdün’de yaşanabilecek herhangi bir güvenlik zafiyetinin yalnızca ülke sınırları içerisinde kalmayıp Levant ve Körfez güvenlik dengelerini de etkileyebilecek sonuçlar doğurabileceğini hatırlatarak, İran’ın doğrudan Ürdün yönetimini hedef aldığına dair kesin kanıtlar bulunmasa da, Amerikan askerî altyapısının hedef alınmasının Ürdün’ü kaçınılmaz biçimde kriz denkleminin bir parçası hâline getirdiğini belirtti.
(DASAM) Başkanı Mehmet Gökhan ÖZÇUBUKÇU, şunları söyledi:
"Öte yandan İran’ın uzun yıllardır benimsediği güvenlik stratejisine bakıldığında, doğrudan rejim değişikliği hedeflemekten ziyade rakiplerinin askerî varlığının maliyetini artırmaya yönelik asimetrik yöntemlere ağırlık verdiği görülmektedir. Bu çerçevede ABD üslerinin hedef alınması, Washington’a doğrudan mesaj vermenin yanı sıra, ABD ile yakın güvenlik iş birliği içinde bulunan bölgesel aktörlere de dolaylı bir caydırıcılık mesajı taşımaktadır. İran açısından amaç, ABD’nin bölgedeki hareket alanını daraltmak ve Amerikan askerî varlığının güvenli olmadığı algısını oluşturmaktır.
Dolayısıyla mevcut bilgiler ışığında en dengeli değerlendirme, İran’ın öncelikli hedefinin Ürdün’deki mevcut siyasi düzeni doğrudan değiştirmekten ziyade, ABD’nin bölgesel askerî mimarisini yıpratmak ve bu mimariye ev sahipliği yapan ülkeler üzerinde stratejik baskı oluşturmak olduğudur. Bununla birlikte bu tür saldırılar doğal olarak Ürdün’ün iç güvenliği, ekonomik istikrarı, yatırım ortamı ve kamuoyu dengeleri üzerinde dolaylı etkiler yaratmaktadır. Bu nedenle saldırıların askerî boyutu kadar siyasi ve psikolojik sonuçlarını da dikkate almak gerekir. Başka bir ifadeyle, hedef doğrudan Ürdün yönetimi olmasa bile, ortaya çıkan etkiler Ürdün’ün güvenlik politikalarını ve dış politika tercihlerini yeniden gözden geçirmesine yol açabilecek niteliktedir. Bu da modern çatışmalarda askerî operasyonların yalnızca sahadaki sonuçlarıyla değil, oluşturduğu stratejik ve siyasi etkiler üzerinden de değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir".

KRİZİ BİTİRECEK SENARYOLAR
Sizce bu kriz ne zaman ve nasıl bir masayla son bulur? sorusuna ise Uluslararası İlişkiler Uzmanı (DASAM) Başkanı Mehmet Gökhan ÖZÇUBUKÇU, "Uluslararası krizlerin kesin bir tarihte veya belirli bir yöntemle sona ereceğini öngörmek mümkün değildir. Ancak uluslararası ilişkiler tarihinde benzer örneklere bakıldığında, bu ölçekteki krizlerin büyük çoğunluğunun askerî yollarla değil, tarafların maliyet-fayda hesaplarını yeniden değerlendirdiği diplomatik süreçler sonucunda sonlandığı görülmektedir. Bu nedenle ABD ile İran arasında yaşanan mevcut gerilimin de nihai olarak doğrudan veya dolaylı müzakereler yoluyla yönetilebilir bir çerçeveye taşınması en olası senaryo olarak değerlendirilebilir.
Bugün gelinen noktada her iki tarafın da tam ölçekli ve uzun süreli bir bölgesel savaşın ekonomik, askerî ve siyasi maliyetlerinin oldukça yüksek olduğunun farkında olduğu söylenebilir. ABD açısından bakıldığında uzun süre devam edecek bir Orta Doğu krizinin bölgedeki askerî yükü artırması, küresel enerji piyasalarını olumsuz etkilemesi ve müttefikleri üzerinde ilave güvenlik baskıları oluşturması önemli maliyetler doğuracaktır. İran açısından ise yaptırımların daha da ağırlaşması, ekonomik baskının derinleşmesi ve bölgesel istikrarsızlığın ülke ekonomisine yansımaları uzun vadede sürdürülebilir değildir. Dolayısıyla her iki aktörün de belirli bir aşamadan sonra kontrollü bir gerilim yönetimine yönelmesi rasyonel görünmektedir" değerlendirmesinde bulundu.

(DASAM) Başkanı Mehmet Gökhan ÖZÇUBUKÇU, bununla birlikte bu müzakerelerin doğrudan Washington ile Tahran arasında başlamasının beklenmeyebileceğini dile getirerek, geçmiş deneyimlerin, ABD ile İran arasındaki en kritik krizlerde dahi üçüncü tarafların arabuluculuğunda dolaylı diplomatik kanalların işletildiğini gösterdiğini ifade etti.
"Umman, Katar ve zaman zaman İsviçre gibi ülkeler geçmişte bu tür temaslara ev sahipliği yapmış, ayrıca Avrupa ülkeleri de diplomatik süreçlerin yeniden başlatılmasına katkı sağlamıştır" diyen ÖZÇUBUKÇU, "Bu nedenle olası bir çözüm masasının da ilk aşamada doğrudan siyasi uzlaşmadan ziyade ateşkes mekanizmaları, karşılıklı saldırıların durdurulması, deniz ticaretinin güvence altına alınması ve yanlış hesaplama riskini azaltacak askerî iletişim kanallarının oluşturulması gibi güven artırıcı adımlarla şekillenmesi daha muhtemeldir" dedi.
Mehmet Gökhan ÖZÇUBUKÇU, değerlendirmesine şöyle devam etti:
"Diğer taraftan Hürmüz Boğazı’nın güvenliği, enerji arzının devamlılığı ve bölgesel deniz ticaretinin kesintiye uğramaması uluslararası toplum açısından ortak bir öncelik oluşturmaktadır. Çünkü bu kriz yalnızca ABD ve İran’ı değil, Avrupa’dan Asya’ya kadar enerji ithalatçısı birçok ülkeyi, küresel finans piyasalarını ve uluslararası lojistik ağlarını da doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle enerji güvenliği, olası müzakere sürecinin en önemli başlıklarından biri olacaktır. Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliğinin sağlanması, bölgesel tansiyonun düşürülmesi ve enerji piyasalarındaki belirsizliğin azaltılması, diplomatik sürecin öncelikli hedefleri arasında yer alacaktır".
AŞAMALI DİPLOMATİK BARIŞ GEREKİYOR
Sonuç olarak bu krizin tek bir anlaşmayla aniden sona ermesinden ziyade, aşamalı bir diplomatik süreçle yönetilmesi daha olası göründüğünü kaydeden (DASAM) Başkanı Mehmet Gökhan ÖZÇUBUKÇU, sözlerini şöyle noktaladı:
"İlk aşamada askerî gerilimin kontrol altına alınması, ardından karşılıklı güven artırıcı önlemlerin hayata geçirilmesi ve sonrasında daha kapsamlı güvenlik ile nükleer dosyaların yeniden müzakere edilmesi beklenebilir. Dolayısıyla kalıcı çözümün, yalnızca ABD ile İran arasında değil, Körfez güvenliği, enerji arzı, deniz ticaret yolları ve bölgesel istikrarı da kapsayan çok taraflı bir diplomatik çerçeve içerisinde şekillenmesi daha gerçekçi bir beklenti olacaktır. Böyle bir süreç kısa vadede değil, tarafların askerî kazanımlarından çok diplomatik çözümün maliyet açısından daha rasyonel olduğuna kanaat getirdiği aşamada mümkün olacaktır".