Gazetecilikte işe alım süreçlerinde CV önemli bir ilk adım olsa da tek başına yeterli değil... CV mi, deneyim mi, referans mı?...
Haber yöneticileri; deneyim, uzmanlık, yapılan işler ve mesleki sicilin yanı sıra başvurulan pozisyonun gerektirdiği becerilere bakıyor.
*Gazetecilikte işe alım süreçlerinde CV önemli bir ilk adım olsa da tek başına yeterli değil. Haber yöneticileri; deneyim, uzmanlık, yapılan işler ve mesleki sicilin yanı sıra başvurulan pozisyonun gerektirdiği becerilere bakıyor. Peki iyi bir gazeteci CV’si nasıl olmalı, neler öne çıkıyor, neler gereksiz kalıyor?
UHA / İnternational News Agency & Güncel Kocaeli Gazetesi
GAZETECİ* Derya KAP
UHA / İnternational News Agency'n bağımsız bir dijital platform olan Journo'dan aktardığı Gazeteci Derya KAP'ın haberine göre, Gazetecilikte işe girmek için CV hazırlamak neredeyse bir zorunluluk. Ancak birkaç sayfalık bir özgeçmiş, bir gazetecinin mesleki birikimini ne kadar anlatabilir? Çalışılan kurumlar, yapılan haberler, deneyim, referanslar ve mesleki itibar işe alım sürecinde ne kadar belirleyici? Medyanın çalışma biçimi değişirken, gazetecilerin işe alınma yolları da değişiyor mu?
Bu soruların yanıtı, gazetecilerin mesleki yolculuklarında farklılaşıyor. Medyascope Haber Koordinatörü Kaya Heyse’nin meslek hayatı boyunca hiç CV’si olmadı. 1996’da Star TV’de stajyer olarak gazeteciliğe başlayan Heyse, sekiz ay sonra kadroya girdi; sonraki işlerine ise başvurarak değil, aldığı teklifler üzerinden geçti. Meslekte 30. yılını geride bırakırken hâlâ bir CV’si bulunmuyor: “Meslek hayatım boyunca tek bir kere bile CV hazırlamadım.”
T24 Genel Yayın Koordinatörü ve Ankara Temsilcisi Gökçer Tahincioğlu içinse CV’nin işlevi daha sınırlı. Ona göre CV, gazeteciyi doğrudan işe başlatan değil, iş görüşmesinin kapısını açan bir araç.
DW Türkçe eski İstanbul Koordinatörü Bülent Mumay ise gazetecinin asıl özgeçmişini kâğıt üzerinde değil, yaptığı işlerde arıyor: “Yaptığımız işin gerçek CV’si daha önce çalıştığımız kurumlardaki imzamız.”
Üç gazetecinin deneyimi, aynı soruya farklı yanıtlar veriyor. Gazetecilikte CV önemli olabilir ancak tek başına iyi bir gazeteciyi işe aldırmaya yetmiyor. Deneyim, yapılan haberler, çalışılan kurumlar, mesleki birikim ve gazetecinin ortaya koyduğu iş de işe alım sürecinin parçası.

“TÜRKİYE’DE CV’Lİ, MÜLAKATLI, LİYAKATLİ SÜREÇ OLDUĞUNU SANMIYORUM”
Kaya Heyse, gazetecilikte işe alım süreçlerini değerlendirirken Türkiye’deki medya piyasasının koşullarını merkeze koyuyor. Ona göre bugün Türkiye’de “CV’li, mülakatlı, liyakatli, ihtiyaca dayalı” bir işe alım sürecinden söz etmek zor.
Özellikle ana akım medya açısından daha sert bir değerlendirme yapan Heyse’ye göre adayın deneyiminden önce geçmişine, sosyal medyasına ve ideolojik durumuna bakılabiliyor. Hatta cinsel kimliğin bile değerlendirmeye girebildiğini söylüyor. Deneyim ise daha sonra geliyor.
Kendi deneyimini de bu tablo üzerinden anlatıyor: “Ben kendimi bu ülkenin yetiştirdiği en iyi gazetecilerden biri olarak görüyorum ama CNN Türk beni hayatta işe almaz.”
Ancak Heyse’nin genel medya piyasasına ilişkin bu değerlendirmesi, Medyascope’taki işe alım pratiğinden farklı. Kurum önce ilan veriyor, aranan koşulları açıkça belirtiyor. Adaylardan CV’nin yanı sıra “Medyascope’ta çalışmak istiyorum, çünkü…” diye başlayan kısa bir yazı isteniyor. İlanın ihtiyaçlarını karşılamayan CV’ler elenirken, uygun adaylarla önce ilgili departman, ardından idari kadro ya da Heyse görüşüyor. Son aşamada referanslar kontrol ediliyor.
Heyse için CV, bu nedenle ilk elemenin önemli araçlarından biri. Ancak karar yalnızca CV üzerinden verilmiyor. Mülakatta CV’de yer almayan özellikler de değerlendiriliyor ve bunlar gerektiğinde maaş teklifini bile etkileyebiliyor.
Referans da otomatik bir eleme ölçütü değil. Heyse, deneyimi yeterli bir adayın kötü referans almasının tek başına belirleyici olmayacağını; bir kişinin başka bir işyerinde yaşadığı sorunların yeni işyerinde de yaşanacağının garantisi olmadığını düşünüyor.
REFERANS VE ÇEVRE NE KADAR BELİRLEYİCİ?
Gökçer Tahincioğlu ise işe alım süreçlerini değerlendirirken medya kurumlarının birbirinden ayrılması gerektiğini söylüyor.
“Klasik gazetecilik” yapan kurumlarda işe alım süreçlerinin geçmişten bugüne çok fazla değiştiğini düşünmüyor. Referans ve çevrenin bir yere kadar etkili olabileceğini kabul ediyor ancak gazeteciliğin süreklilik gerektiren bir meslek olduğunu hatırlatıyor:
“Gazetecilik günün sonunda sürekli kendini göstermen, sürekli üretmen, sürekli tempo içerisinde çalışman gereken bir meslek. Referans ve çevre adım atmak için bir etken olsa da süreklilik açısından etkili değil.”
Tahincioğlu’na göre klasik gazetecilik yapan kurumlarla, iktidarın ya da farklı grupların etkisine daha açık ve klasik gazetecilik faaliyetiyle mesafeli kurumları aynı kefeye koymak doğru değil. İkinci gruptaki kurumlarda referans ve çevrenin daha öncelikli olduğunu düşünüyor.
Ancak geçmişte tüm medyanın böyle olduğu görüşünde de değil. Gazetecilik yeteneğini önceleyen kurumların geçmişte de var olduğunu belirtiyor: “Aksi olsa bu kurak ortamda, bütün bu koşullara rağmen gazetecilikte inat eden bu kadar nitelikli gazeteci ve kurumsallaşmaya çalışan bu kadar medya da bulunamazdı.”
Dolayısıyla onun tarif ettiği tablo “medyada referans var, liyakat yok” kadar basit değil. Kurumun nasıl bir gazetecilik yaptığı, işe alım ölçütlerini de etkiliyor.
CV İŞE BAŞLATMIYOR, GÖRÜŞMEYE GÖTÜRÜYOR
Tahincioğlu’na göre gazetecilikte asıl ölçü habere yatkınlık, haberi tanıma ve aktarma yeteneği. CV ise bunların yalnızca ilk göstergesi olabilir.
“Gazetecilikte CV ile işe başlama söz konusu değildir. CV ancak bir görüşme için araç olabilir.”
Özgeçmişte çok sayıda bilgi bulunabilir ancak bir gazetecinin ne kadar iyi haber ürettiği CV’den tek başına anlaşılamaz. Bu nedenle Tahincioğlu, CV’nin ardından yapılan derinlemesine mülakatı; süreç iyi giderse de birlikte çalışmayı belirleyici görüyor.
Medya piyasasının daralması ise bu süreci daha da zorlaştırıyor. Kadroların sınırlı olması nedeniyle piyasada bilinen, tanınan ve deneyimli gazeteciler ya da staj yaptığı kurumda kendini göstererek kadro önceliği kazananlar öne çıkabiliyor. Tahincioğlu’na göre yalnızca doğru CV’ye bakılarak işe alım yapılması çok nadir.
Bu nedenle iyi bir gazeteci olmak da işe alınmanın garantisi değil. “Bazen çok yetenekli gazeteciler yıllarca işsiz kalabiliyor” diyor.
“GERÇEK CV” ÇALIŞILAN KURUMLARDA BIRAKILAN İMZA
Bülent Mumay, medya endüstrisindeki değişimin işe alım süreçlerini de etkilediğini düşünüyor. Özellikle dijital süreçlerin eklenmesiyle CV üzerinden ilk değerlendirmelerin arttığını, bunun özellikle ara ve teknik kademelerde daha belirgin olduğunu söylüyor.
Ancak yazı işleri ve editoryal süreçlerde önceki mesleki sicilin ağırlığını koruduğunu vurguluyor. Ona göre “referans veya önceki mesleki siciller hâlâ en önemli kriter olarak kalmaya devam ediyor.”
Mumay’ın tarifinde gazetecinin özgeçmişindeki en önemli veri, daha önce çalıştığı kurumlar ve oralarda ürettiği işler:
“Yaptığımız işin gerçek CV’si daha önce çalıştığımız kurumlardaki imzamız.”
Bu nedenle referans da yalnızca bir tanışıklık meselesi değil. Haber merkezlerinin ve yazı işlerinin ekip olarak çalıştığını hatırlatan Mumay, yeni bir gazetecinin ekibe katılmasında daha önce birlikte çalışılmış olmasının ve bu kişilerden alınan referansların önemli olduğunu düşünüyor.
PEKİ İYİ BİR GAZETECİNİN CV’SİNDE NE OLMALI?
Üç yöneticinin yaklaşımı farklı olsa da ortak bir nokta ortaya çıkıyor: CV’nin değeri, ne kadar uzun veya gösterişli olduğundan çok, başvurulan pozisyonla ne kadar örtüştüğünde.
Medyascope Haber Koordinatörü Kaya Heyse’ye göre bir CV’nin ne kadar sürede incelendiğine dair sabit bir süre vermek mümkün değil. CV’nin uzunluğu ve inceleyen kişinin tercihi bu süreyi değiştiriyor. Ancak onun için asıl mesele adayın başvurduğu pozisyonla ilgili deneyim ve uzmanlığı.
Eğitim ve sertifikaların da nereden alındığına ve başvurulan işle ne kadar ilgili olduğuna bakıyor. “Office biliyorum, Excel biliyorum” gibi pozisyonla doğrudan ilişkili olmayan bilgilerin CV’yi gereksiz yere kalabalıklaştırabildiğini söylüyor.
Fotoğraf, hobiler ve CV tasarımı ise Heyse açısından belirleyici değil. Fotoğrafın işe alım açısından bir anlam taşımadığını, adayla zaten yüz yüze görüşeceğini belirtiyor. Hobileri de başlı başına bir değerlendirme ölçütü olarak görmüyor.
Buna karşılık yazım hataları, başvurulan pozisyona göre önem kazanabiliyor. Editör arıyorsa CV’deki dil ve yazım hatalarının dikkatini çekebileceğini, kurgu gibi farklı bir pozisyonda ise aynı hataya aynı ölçüde önem vermeyeceğini söylüyor.
Yapay zekâyla hazırlanmış CV’ler konusunda da Heyse için belirleyici olan CV’nin nasıl hazırlandığı değil, içindeki bilgilerin doğruluğu. Adayın CV’sini kendisinin, bir arkadaşının ya da yapay zekânın hazırlamış olması önemli değil; “yalan değilse” sorun görmüyor.
Tahincioğlu ise CV’lerin ilgili birim yöneticileri tarafından pozisyonun gerektirdiği özellikler üzerinden değerlendirildiğini söylüyor. Teknik bir pozisyon için adayın hangi programları kullanabildiği ve uzmanlık düzeyi öne çıkarken, muhabir veya editör arayışında da mesleki yeterliliklere bakılıyor.
Eğitim ve sertifikalar bazı durumlarda adayın lehine çalışabiliyor. Ancak Tahincioğlu, medya alanında çok sayıda eğitim, atölye ve sertifika programı bulunduğuna dikkat çekerek bunların aynı değerde olmadığını belirtiyor.
Fotoğraf ve tasarım onun açısından da belirleyici değil. Ancak yazım ve tasarım hataları “vahim” bir düzeye ulaştığında olumsuz izlenim bırakabiliyor.
Yapay zekâyla hazırlanmış, kusursuz görünen CV’ler ise adayı öne geçirmiyor. Tahincioğlu bunu olumsuz bir durum olarak da değerlendirmiyor; ancak böyle bir CV’nin olumlu bir avantaj sağlamadığını söylüyor.
LİYAKATIN KARŞISINDA YALNIZCA REFERANS YOK
İşe alım tartışmasını yalnızca CV ve referans üzerinden okumak, medya piyasasının başka bir gerçeğini gözden kaçırıyor: Kadro sayısı azalıyor.
Tahincioğlu, haber merkezlerinin giderek daraldığını, alanında uzman gazetecilerin sayısının da bu süreçten etkilendiğini söylüyor. Buna rağmen uzmanlaşmanın gazeteciler açısından daha değerli hale geldiğini düşünüyor. Alan muhabirleri ve belirli alanlarda uzmanlaşmış editörlerin aranan gazeteciler olduğunu belirtiyor.
Heyse ise bağımsız medya açısından başka bir sıkışmaya dikkat çekiyor. Ona göre bağımsız kurumlarda liyakat önemli olsa da bu kurumların finansal kapasitesi sınırlı. Bütçe, adayın diğer meziyetlerinin önüne geçebiliyor. İşverenin çalışana önerdiği maaşı kabul ettirmesi de başvuran kişinin diğer özelliklerinin önüne geçebiliyor.
Böylece işe alım meselesi yalnızca “Kim daha iyi gazeteci?” sorusuna indirgenemiyor. İyi gazetecilerin varlığı kadar, onları istihdam edecek kadroların ve kaynakların varlığı da belirleyici.
Kaya Heyse’nin 30 yıllık meslek hayatında hiç CV hazırlamamış olması, bugün gelinen noktayı daha görünür kılıyor. Bir dönem gazeteci işe giriyor, çalışıyor, üretiyor ve sonraki işine teklif alarak geçebiliyordu. Bugün ise CV, işe başvurunun neredeyse zorunlu parçası.
Ama gazetecinin karşısında yalnızca bir CV’yi değerlendiren yönetici yok. Kurumun gazetecilik anlayışı, geçmiş deneyimler, üretilen haberler, referanslar, uzmanlık alanları ve giderek daralan kadrolar da işe alım sürecinin parçası.
Sonuçta gazetecilikte iyi bir CV, çok bilgi içeren ya da kusursuz tasarlanmış bir CV olmayabilir. Asıl mesele, gazetecinin hangi işi yapabildiğini ve daha önce ne ürettiğini mümkün olduğunca açık gösterebilmesi. Çünkü CV kapıyı açsa bile, gazeteciyi o kapının arkasında tutacak olan şey hâlâ yaptığı iş.
***
Yazar hakkında
Derya KAP, Hak temelli habercilik alanında çalışan freelance gazetecidir. Kadın hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği ve insan hakları ekseninde içerikler üretir. 3 yıldan bu yana "Türkiye’de Erkeklikler" video serisi ve erkeklik odağındaki haberleriyle; erkeklik pratiklerini, şiddetin gündelik biçimlerini ve toplumsal cinsiyet ilişkilerini gazetecilik perspektifiyle görünür kılmayı amaçlar.